ASELSAN Taktik Telsiz Modelleri: 9661 SDR ve TASMUS Nedir?
ASELSAN 9661 SDR, PNR-500 ve TASMUS taktik telsiz sistemlerinin teknik özellikleri, frekans atlamalı haberleşme, NATO STANAG uyumu ve sahada kullanımı.
Sahada bir piyade takımının en kritik teçhizatı nedir diye sorsanız, çoğu insan otomatik silahı, gece görüş dürbünü veya balistik yeleği sayar. Bunlar hayat kurtarıcı ekipmanlar, tartışma yok. Ama sahada gerçekten savaşın seyrini değiştiren şey, çoğu zaman askerin sırt çantasındaki telsizdir. Telsiz çalışmazsa destek isteyemezsiniz, koordine olamazsınız, topçu ateşi yönlendiremezsiniz, tahliye helikopteri çağıramazsınız. Sahada bağlantısız kalmak, silahsız kalmaktan daha tehlikeli olabilir.
ASELSAN’ın taktik telsiz ailesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu hayati iletişim hattını oluşturuyor. Ve bu alanda Türkiye’nin geldiği nokta, savunma sanayiinin en az konuşulan ama belki de en kritik başarı hikayelerinden biri. Gelin, bu hikayeyi rakamlarıyla, teknik detaylarıyla ve dürüst bir değerlendirmeyle ele alalım.
Neden “Sadece Bir Telsiz” Değil: Askeri Haberleşmenin Anatomisi
Sivil hayatta telsiz denince akla gelen şey basit: bir konuş düğmesi, bir hoparlör, bir frekans. Askeri telsiz ise bambaşka bir evren. Burada ses iletimi işin sadece küçük bir parçası. Asıl mesele şu: bu iletişimin düşman tarafından dinlenememesi, bozulamaması, yeri tespit edilememesi ve kesintiye uğramaması gerekiyor. Dört temel gereksinim, dört ayrı mühendislik problemi.
Askeri haberleşmede güvenlik katmanları şöyle çalışıyor. En altta fiziksel katman var: telsiz sinyalinin havada nasıl yayıldığı. Frekans atlamalı (frequency hopping) teknoloji burada devreye giriyor. Telsiz, saniyede yüzlerce hatta binlerce kez frekans değiştiriyor. Düşman bir frekansı yakalasa bile bir sonraki milisaniyede sinyal başka bir frekansta. Bu sistemi kırmak için düşmanın atlama sırasını (hopping pattern) bilmesi gerekiyor ki bu bilgi kriptografik olarak korunuyor.
Üstüne bir de şifreleme katmanı ekleniyor. Ses ve veri, dijital olarak şifrelenip gönderiliyor. AES-256 seviyesinde askeri grade şifreleme, mevcut bilgisayar gücüyle kırılması pratik olarak imkansız bir güvenlik sağlıyor. Ve burada kritik bir nokta var: şifreleme algoritmasını kim kontrol ediyor? Eğer telsizinizin kriptosunu üçüncü bir ülke sağlıyorsa, o ülke teorik olarak haberleşmenizi okuyabilir. Bu yüzden yerli kriptolama, ulusal güvenlik meselesi.
Bir de Low Probability of Intercept (LPI) ve Low Probability of Detection (LPD) kavramları var. Yani sinyal, tespit edilme ve dinlenme olasılığını en aza indirecek şekilde yayınlanıyor. Yayılmış spektrum (spread spectrum) teknolojisi bunu sağlıyor: sinyal geniş bir frekans bandına yayılarak gürültü seviyesinin altında kalıyor. Düşmanın elektronik istihbarat sensörleri bu sinyali arka plan gürültüsünden ayırt edemiyor.
C4ISR analizimizde haberleşme katmanının tüm komuta kontrol ekosisteminin temeli olduğunu vurgulamıştık. Telsiz, bu temelin sahaya dokunan en uç noktası. Telsiz çalışmazsa C4ISR diye bir kavram da kalmaz.
ASELSAN Telsiz Ailesi: Kim Neyi Kullanıyor?
ASELSAN’ın telsiz portföyü geniş ve katmanlı bir yapıya sahip. Her seviyenin farklı bir ihtiyacı var: manga komutanının ihtiyacı başka, tugay karargahının ihtiyacı başka, özel kuvvetlerin ihtiyacı başka. ASELSAN bu ihtiyaçların her birine cevap veren bir ürün ailesi geliştirmiş durumda.
| Model | Tip | Bant | Ağırlık | Temel Kabiliyetler |
|---|---|---|---|---|
| PRC-9661 | El telsizi (SDR) | VHF/UHF | ~3 kg | Frekans atlamalı, AES şifreleme, GPS entegre |
| PRC-9651 | Araç/sabit (SDR) | HF/VHF/UHF | ~12 kg | Çok bantlı, yüksek güçlü, veri bağı kabiliyeti |
| PNR-500 | Kişisel telsiz | UHF | <0.5 kg | Takım içi haberleşme, düşük profil |
| TASMUS ailesi | Sistem çözümü | Çok bant | Değişken | Tam taktik alan ağı, IP tabanlı omurga |
| ULAK | Askeri baz istasyonu | 4.5G/5G | Değişken | Geniş bant taktik ağ, video/veri aktarımı |
PRC-9661, ailenin amiral gemisi sayılabilir. Yazılım Tanımlı Telsiz (Software Defined Radio) mimarisine sahip, yani donanım aynı kalırken yazılım güncellemesiyle yeni dalga biçimleri, yeni frekans bantları ve yeni protokoller eklenebiliyor. Bu ne demek pratikte? Diyelim ki NATO tatbikatına katılıyorsunuz ve müttefik kuvvetlerle belirli bir dalga biçiminde haberleşmeniz gerekiyor. Geleneksel telsizde yeni bir donanım almanız gerekirdi. SDR’de bir yazılım yüklemesi yeterli. Bu esneklik operasyonel açıdan muazzam bir avantaj.
PNR-500 ise bambaşka bir ihtiyacı karşılıyor. 500 gramın altındaki ağırlığıyla takım ve manga seviyesinde kişisel haberleşme sağlıyor. Özel kuvvetlerin ve piyade timlerinin yakın mesafe koordinasyonu için tasarlanmış. Küçük boyutu ve düşük sinyal profili, şehir içi operasyonlarda ve yakın muharebe ortamında kritik. Çünkü büyük bir telsizin elektromanyetik imzası, düşmanın yönbulma (direction finding) sistemleriyle tespit edilme riskini artırıyor.
TASMUS (Taktik Alan Muhabere Sistemi) ise tek bir ürün değil, bir ekosistem. Sahada tüm haberleşme ihtiyacını karşılayan entegre bir çözüm: ses, veri, video. IP tabanlı omurgası sayesinde modern ağ yönetimi tekniklerini askeri alana taşıyor. Buradaki kritik yenilik şu: TASMUS, farklı birimlerin farklı telsiz ve haberleşme araçlarını tek bir ağa bağlayan bir köprü görevi görüyor. Manga telsizi, bölük telsizi, tugay uydu terminali, hepsi aynı ağın parçası.
SDR Devrimi: Neden Yazılım Tanımlı Telsiz Her Şeyi Değiştirdi?
Yazılım Tanımlı Telsiz kavramını biraz açmak gerekiyor çünkü bu, askeri haberleşmedeki en büyük paradigma değişikliği. Geleneksel modelde her görev profili için ayrı bir telsiz donanımı gerekiyordu. HF bandında uzak mesafe haberleşme mi yapacaksınız? Bir telsiz. VHF’de taktik ses mi? Başka bir telsiz. UHF’de uydu bağlantısı mı? Bir başka telsiz. Bu lojistik kabus demek: farklı yedek parçalar, farklı eğitimler, farklı teknik personel.
SDR bu sorunu kökten çözüyor. Aynı donanım platformu, yazılım katmanı değiştirilerek farklı görevlere uyarlanıyor. ASELSAN’ın SDR mimarisi, temel olarak geniş bantlı bir radyo frekans (RF) ön uç, yüksek hızlı analog-dijital dönüştürücü (ADC), dijital sinyal işleme (DSP) katmanı ve üzerinde çalışan dalga biçimi yazılımlarından oluşuyor.
Bu mimarinin stratejik değeri sadece lojistik kolaylıkla sınırlı değil. Çok daha önemli bir boyutu var: tehdit evrimine hızlı adaptasyon. Diyelim ki düşman, belirli bir dalga biçiminizin zafiyetini keşfetti ve karıştırma (jamming) yapabiliyor. Geleneksel telsizde bu sorunu çözmek aylar veya yıllar alır, yeni donanım tasarlanması gerekir. SDR’de ise yeni bir dalga biçimi yazılımı geliştirip sahaya dağıtmanız yeterli. Bu, elektronik harp ortamında hayatta kalma meselesi.
ABD’nin bu alandaki deneyimi öğretici. Amerikan ordusunun Joint Tactical Radio System (JTRS) programı 2000’lerin başında başlatıldı, 6 milyar dolardan fazla harcandı ve büyük ölçüde başarısız oldu. Çok fazla gereksinim, çok fazla paydaş, çok fazla karmaşıklık. Sonunda program parçalara ayrıldı ve daha mütevazı hedeflerle yeniden yapılandırıldı. Bu başarısızlıktan çıkan ders önemli: SDR geliştirmek, “her şeyi yapan tek bir cihaz” hedeflemek yerine, modüler ve kademeli bir yaklaşım gerektiriyor. ASELSAN’ın daha pragmatik bir yol izlemesi, farklı ürünlerle farklı segmentleri hedeflemesi, bu açıdan akıllıca bir strateji.
NATO STANAG Uyumu: İki Dünya Arasında Köprü
NATO üyesi bir ülke olarak Türkiye’nin askeri haberleşme sistemleri, müttefik kuvvetlerle interoperabilite sağlamak zorunda. Bu noktada STANAG (Standardization Agreement) devreye giriyor. Askeri haberleşmeyle ilgili onlarca STANAG var ve her biri farklı bir katmanı standardize ediyor.
| STANAG | Konu | ASELSAN Uyumu |
|---|---|---|
| STANAG 4539 | HF dalga biçimleri | Destekliyor |
| STANAG 5066 | HF veri haberleşme profili | Destekliyor |
| STANAG 4285 | Seri ton HF modem | Destekliyor |
| STANAG 4591 | Dijital ses kodlama (MELPe) | Destekliyor |
| STANAG 4694 | Taktik veri bağı (IP tabanlı) | Kısmen destekliyor |
ASELSAN telsizlerinin NATO STANAG desteği, Türkiye’nin müttefik kuvvetlerle birlikte operasyon yapabilme kabiliyetini doğrudan etkiliyor. NATO tatbikatlarında, koalisyon operasyonlarında ve ortak harekat alanlarında bu uyumluluk olmazsa olmaz.
Ama burada ilginç bir gerilim var. NATO STANAG uyumluluğu, belirli dalga biçimlerini ve protokolleri kullanmayı gerektiriyor. Bu dalga biçimlerinin bazıları, özellikle eski nesil olanlar, modern elektronik harp tehditlerine karşı yeterince dirençli değil. NATO bu sorunu fark etmiş durumda ve yeni nesil STANAG’lar (özellikle STANAG 4694 gibi IP tabanlı olanlar) daha modern güvenlik katmanları içeriyor. Ama standart güncelleme süreci yavaş, 30 üye ülkenin uzlaşması gerekiyor.
ASELSAN’ın yaklaşımı akıllıca: NATO dalga biçimlerine ek olarak, tamamen yerli dalga biçimleri de geliştirmek. Böylece NATO operasyonlarında standart modda çalışan telsiz, ulusal operasyonlarda yerli dalga biçimine geçerek çok daha yüksek güvenlik ve karıştırma direnci sağlıyor. Bu ikili yapı, Türkiye’nin hem müttefik uyumluluğunu hem de ulusal bağımsızlığını korumasına olanak tanıyor.
L3Harris ile Karşılaştırma: Gerçekçi Bir Değerlendirme
ASELSAN’ın telsiz kabiliyetlerini değerlendirirken dünyanın referans noktasıyla, yani L3Harris’le (eski adıyla Harris Corporation) karşılaştırmak gerekiyor. L3Harris, askeri telsiz pazarının tartışmasız lideri. ABD ordusunun standart telsizlerini üretiyor ve dünya genelinde 100’den fazla ülkeye satış yapıyor.
| Kriter | ASELSAN (PRC-9661) | L3Harris (AN/PRC-163) |
|---|---|---|
| SDR kabiliyeti | Var | Var (daha olgun) |
| Eşzamanlı dalga biçimi | Sınırlı | 2+ eşzamanlı kanal |
| Uydu entegrasyonu | TURKSAT bantları | MUOS + ticari SATCOM |
| MANET kabiliyeti | Geliştirilmekte | TSM (Tactical Scalable MANET) |
| Yapay zeka spektrum yönetimi | Yok | Başlangıç aşamasında |
| Yerli kripto | Tam kontrol | ABD kontrollü (NSA Type-1) |
| Fiyat | Rekabetçi | Yüksek |
| Lojistik bağımsızlık | Tam | ABD’ye bağımlı |
Bu tablo net bir hikaye anlatıyor. Teknik olgunluk açısından L3Harris önde, özellikle eşzamanlı çok kanallı iletişim ve uydu entegrasyonunda. Ama stratejik bağımsızlık açısından ASELSAN’ın avantajı tartışılmaz. AN/PRC-163’ün kriptosunu NSA kontrol ediyor. Yazılım güncellemeleri ABD onayına tabi. İhracat kısıtlamaları var. Siyasi bir kriz anında bu telsizlerin desteğinin kesilme riski her zaman masada.
ASELSAN telsizlerinde ise kriptolama tamamen yerli. Yazılım güncellemeleri Türkiye’nin kendi kontrolünde. Tedarik zinciri yurtiçi. Bu, para ile satın alınamayacak bir avantaj. S-400 krizi sonrası Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasını hatırlayın; aynı mantık haberleşme ekipmanı için de geçerli. Telsizlerinizin yazılımını kontrol edemiyorsanız, savaş alanındaki en temel haberleşmenizi kontrol edemiyorsunuz demektir.
Thales (Fransa) ile karşılaştırma da ilginç. Thales’in CONTACT programı kapsamında geliştirdiği yeni nesil SDR telsizleri, Fransız ordusunun SCORPION dijital dönüşüm programının haberleşme omurgasını oluşturuyor. Thales, ASELSAN’a kıyasla daha uzun bir SDR geçmişine sahip ama ASELSAN’ın fiyat/performans oranı ihracat pazarında ciddi rekabet avantajı sağlıyor.
Sahada Kullanım: Teori ile Pratik Arasındaki Mesafe
Telsizlerin teknik özelliklerini konuşmak kolay, asıl soru şu: sahada ne kadar işe yarıyor? Burada Türkiye’nin son 10 yıldaki operasyonel deneyimi devreye giriyor.
Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatlarında ASELSAN telsizleri gerçek savaş ortamında kullanıldı. Bu harekatlar, telsiz sistemlerinin birkaç kritik sınavdan geçmesini sağladı: şehir içi operasyonlarda bina geçirgenliği (RF sinyalinin betonarme yapılar içinde ne kadar iyi yayıldığı), dağlık arazide kapsama alanı, düşmanın basit elektronik karıştırma girişimlerine karşı dayanıklılık ve farklı birimlerin (piyade, zırhlı, topçu, hava kuvvetleri) arasında kesintisiz koordinasyon.
Gelen raporlara göre ASELSAN telsizleri bu sınavları genel olarak başarıyla geçti. Ama mükemmel bir tablo çizmek de doğru olmaz. Bazı operasyonel dersler çıkarıldığını biliyoruz: pil ömrünün uzun operasyonlarda yetersiz kalması, bazı coğrafi koşullarda kapsama boşlukları, farklı nesil telsizler arasında entegrasyon güçlükleri. Bunlar her ordunun yaşadığı sorunlar ve önemli olan bu sorunların tespit edilip çözülmesi. ASELSAN’ın operasyonel geri bildirimleri ürün geliştirme sürecine hızla entegre ettiği biliniyor.
Bir de ihracat boyutu var. ASELSAN telsizleri 30’dan fazla ülkeye ihraç edilmiş durumda. Pakistan, Bangladeş, Malezya, çeşitli Orta Doğu ve Afrika ülkeleri ASELSAN telsiz kullanıcısı. Bu ihracat başarısı iki şey anlatıyor: birincisi, ürün kalitesi uluslararası pazarda kabul görüyor. İkincisi ve daha önemlisi, fiyat/performans oranı L3Harris ve Thales’e karşı rekabet edebilir seviyede.
2024 yılında ASELSAN’ın haberleşme ve bilgi teknolojileri segmentinden elde ettiği gelir, toplam cirosunun yaklaşık üçte birini oluşturuyordu. Bu segmentin önemli bir kısmı taktik telsiz ve ilgili sistemlerden geliyor. Yani telsiz işi ASELSAN için sadece stratejik değil, ticari olarak da kârlı bir alan.
Yerli Kriptolama: Neden Bu Kadar Önemli?
Kriptolama meselesi üzerinde biraz daha durmak gerekiyor çünkü bu, tüm askeri haberleşmenin güven temeli. Şifreleme algoritması ne kadar güçlü olursa olsun, algoritmanın uygulamasında (implementation) veya anahtar yönetiminde bir zafiyet varsa tüm sistem çöker.
ASELSAN, telsizlerinde kullanılan kriptografik modülleri tamamen yurtiçinde geliştiriyor. Bu modüller, MİLGEM savaş gemilerinden F-16 modernizasyonuna kadar geniş bir platform yelpazesinde kullanılan ortak bir kriptografik altyapının parçası. Yerli kripto üretiminin önemi şurada: üçüncü bir ülkeden aldığınız şifreleme modülünde arka kapı (backdoor) olmadığından asla yüzde yüz emin olamazsınız. NSA’nın geçmişte ticari kriptografik ürünlere arka kapı yerleştirdiğine dair iddialar (Dual_EC_DRBG skandalı) bu endişenin paranoya değil, gerçekçi bir tehdit değerlendirmesi olduğunu gösteriyor.
Kripto anahtar dağıtımı da kritik bir operasyonel süreç. Her telsizin şifreleme anahtarlarının güvenli bir şekilde yüklenmesi, periyodik olarak değiştirilmesi ve tehlikeye girdiğinde anında iptal edilmesi gerekiyor. ASELSAN’ın bu alanda geliştirdiği anahtar yönetim sistemi, TSK’nın haberleşme güvenliğinin omurgasını oluşturuyor. Bir telsiz düşman eline geçtiğinde, o telsize yüklü anahtarların tüm ağdan anında silinebilmesi (zero-ize) hayati önem taşıyor.
MANET ve Gelecek: Ağ Oluşturan Telsizler
Askeri haberleşmenin geleceği MANET (Mobile Ad-hoc Network) konseptinde yatıyor. Geleneksel telsiz ağları merkezi bir yapıya sahip: bir röle veya baz istasyonu etrafında organize oluyorlar. Merkez vurulursa ağ çöker. MANET’te ise her telsiz hem kullanıcı hem de yönlendirici (router) görevi görüyor. Bir düğüm devre dışı kalsa bile ağ kendini yeniden yapılandırıyor, alternatif rotalar buluyor. Bu, savaş ortamında hayatta kalma kabiliyeti açısından devrim niteliğinde.
ASELSAN’ın bu alandaki çalışmaları henüz olgunlaşma aşamasında. L3Harris’in TSM (Tactical Scalable MANET) veya Silvus Technologies’in StreamCaster MANET radyoları bu alanda daha ileride. Ama ASELSAN’ın TASMUS mimarisi içinde MANET katmanının geliştirildiği biliniyor. Bu, önümüzdeki 5 yılda ASELSAN’ın kapatması gereken en kritik teknik açıklardan biri.
MANET neden bu kadar önemli? Çünkü modern savaş alanı statik değil. Birimler sürekli hareket ediyor, mevziler değişiyor, bağlantı noktaları yer değiştiriyor. Merkezi ağ yapıları bu dinamizme ayak uyduramıyor. Ukrayna savaşında gördüğümüz tablo bunu doğruluyor: küçük, hareketli birimler ağırlıklı savaş ortamında esnek haberleşme ağları merkezi yapılardan çok daha dirençli.
Bir de kognitif radyo (cognitive radio) kavramı var ki bu, MANET’in bir üst evrimi sayılabilir. Kognitif radyo, çevresindeki elektromanyetik ortamı sürekli tarayarak en uygun frekansı, dalga biçimini ve gücü otomatik olarak seçiyor. Yapay zeka tabanlı spektrum yönetimi de bu konseptin bir parçası. ASELSAN’ın bu alanda araştırma çalışmaları olduğunu biliyoruz ama operasyonel ürüne dönüşmesi birkaç yıl alacak.
ULAK: Sahada 5G, Gerçekçi mi?
ASELSAN’ın ULAK projesi, askeri alanda geniş bant haberleşme sağlamak için geliştirilen portatif baz istasyonu sistemi. 4.5G/5G teknolojisi kullanarak sahada yüksek hızlı veri, video ve ses iletişimi sağlıyor. Konsept olarak çekici: sahaya birkaç ULAK terminali konuşlandırıyorsunuz ve aniden askeri birliklerinizin elinde geniş bant internet benzeri bir haberleşme altyapısı oluyor.
Ama burada bazı gerçekçi soru işaretleri var. 5G sinyalleri, özellikle yüksek frekans bantlarında, menzil ve bina geçirgenliği açısından sınırlı. Şehir içi operasyonlarda bu sorun daha az belirgin ama kırsal ve dağlık arazide kapsama alanı ciddi bir meydan okuma. Ayrıca 5G baz istasyonları, elektromanyetik imzaları nedeniyle tespit ve hedefleme riski taşıyor. Düşmanın elektronik istihbarat sensörleri bu sinyalleri yakalar ve mevziinizi belirler.
Bunlara rağmen ULAK’ın stratejik değeri var. Özellikle İHA video akışı, uydu görüntüsü paylaşımı ve büyük veri paketlerinin iletimi gibi yüksek bant genişliği gerektiren görevlerde geleneksel taktik telsizlerin kapasitesi yetersiz kalıyor. ULAK bu boşluğu doldurmak için tasarlanmış. Kullanım senaryosu muhtemelen tüm savaş alanına yayılmak yerine, belirli kritik noktalarda (komuta yeri, ileri harekat üssü, lojistik merkez) yoğunlaştırılmış geniş bant adacıkları oluşturmak şeklinde olacak.
İhracat Haritası: ASELSAN Telsiz Nereye Gidiyor?
ASELSAN’ın taktik telsiz ihracatı, Türk savunma sanayiinin uluslararası vitrini sayılabilir. Telsiz, platformlara (tank, gemi, uçak) kıyasla daha kolay ihraç edilebilen bir ürün. Siyasi hassasiyetler daha düşük, lojistik daha basit, entegrasyon süreci daha kısa. Bu nedenle telsiz ihracatı, ASELSAN’ın uluslararası pazardaki kapı açıcı ürünü.
Pakistan Ordusu, ASELSAN telsizlerinin en büyük ihracat müşterilerinden biri. Bangladeş, Filipinler, çeşitli Körfez ülkeleri ve Afrika ülkeleri de portföyde var. Bu ihracatların stratejik boyutu da önemli: bir ülke sizin telsizinizi kullanmaya başladığında, eğitim, teknik destek, yedek parça ve yazılım güncelleme için uzun vadeli bir ilişki kurulmuş oluyor. Bu, savunma sanayiinde “platform bağımlılığı” denen kavram ve Türkiye’nin lehine işliyor.
Ama ihracat pazarında ASELSAN’ın önündeki en büyük engel marka bilinirliği. L3Harris veya Thales adı, savunma alım yetkililerinin zihninde onlarca yıllık bir güven birikimine sahip. ASELSAN’ın bu algıyı değiştirmesi zaman alıyor. Burada Türkiye’nin savaş alanı deneyimi (Suriye, Libya operasyonları) bir avantaj: “gerçek savaşta test edilmiş ürün” argümanı, ihracat sunumlarında güçlü bir kart.
Dersler ve Yol Haritası
ASELSAN’ın taktik telsiz ailesini değerlendirdiğimde şu tablo ortaya çıkıyor: temel kabiliyetler sağlam, stratejik bağımsızlık açısından doğru yolda, ama dünya liderleriyle arasında kapatılması gereken açıklar var.
Kapanması gereken birinci açık, eşzamanlı çok kanallı iletişim. Modern savaş ortamında bir askerin aynı anda birden fazla ağa bağlı olması gerekiyor: takım ağı, bölük ağı, hava destek ağı, ateş destek ağı. L3Harris telsizleri bunu aynı anda yapabiliyor, ASELSAN’ın bu kabiliyeti henüz sınırlı.
İkinci açık, uydu entegrasyonu. L3Harris’in AN/PRC-163’ü, MUOS uydusuyla doğrudan el telsizinden iletişim kurabiliyor. Bu, dünyanın herhangi bir yerinden uydu üzerinden sesli ve veri haberleşmesi anlamına geliyor. ASELSAN’ın TURKSAT bantlarıyla entegrasyonu var ama adanmış askeri SATCOM entegrasyonu henüz L3Harris seviyesinde değil.
Üçüncü açık, yapay zeka tabanlı spektrum yönetimi ve kognitif radyo kabiliyetleri. Bu, önümüzdeki 10 yılın belirleyici teknolojisi olacak ve ASELSAN’ın şimdiden bu alana yatırım yapması gerekiyor.
Tüm bunlara rağmen, ASELSAN’ın taktik telsiz alanındaki konumu Türkiye’nin savunma sanayiindeki en olgun ve en stratejik kabiliyetlerinden biri. Telsizlerinizin yazılımını, kriptosunu, donanımını kontrol edebilmek, para ile satın alınamayan bir güvenlik garantisi. Ve bu garantiyi dünyada çok az ülke sağlayabiliyor.
Sahada bir askerin güvenli iletişim kurabilmesi, tüm komuta kontrol zincirinin ilk ve en kritik halkası. ASELSAN bu halkayı Türkiye’nin kendi elleriyle üretmesini sağlıyor. Bu başarının değerini ancak alternatifi düşündüğünüzde anlıyorsunuz: haberleşmenizi kontrol edemediğiniz bir savaşta, aslında hiçbir şeyi kontrol edemezsiniz.
Sık Sorulan Sorular
ASELSAN 9661 telsiz ne işe yarar?
Yazılım tanımlı telsiz (SDR) neden önemli?
ASELSAN telsizleri NATO uyumlu mu?
Analizleri kaçırmayın
Haftalık savunma sanayi bülteni.
