İçeriğe atla
Elektro-Optik 2 Mayıs 2026 • 12 dk okuma

ASELSAN CATS Hedefleme Podu: Sniper ATP'ye Yerli Alternatif Mi?

ASELSAN CATS hedefleme podu teknik analizi. 3. nesil FLIR, lazer güdüm, F-16 entegrasyonu ve Sniper ATP karşılaştırması.

Siper Analiz Ekibi
ASELSAN CATS hedefleme podu F-16 savaş uçağı altında montajlı konsept görsel

Bir savaş uçağının ne kadar hızlı uçtuğu, ne kadar yüksek çıktığı, kaç ton bomba taşıdığı önemlidir. Ama bunların hiçbiri, pilot hedefi göremiyorsa işe yaramaz. Hedefleme podu, modern savaş uçağının gözüdür. O göz olmadan F-16 sadece pahalı bir ulaşım aracıdır. Hedef tespit edemez, lazer güdümlü mühimmat kullanamaz, gece taarruz yapamaz. İşte ASELSAN’ın CATS (Common Aperture Targeting System) hedefleme podu tam bu noktada devreye giriyor ve Türk Hava Kuvvetleri’nin hassas taarruz kapasitesinin temel taşlarından birini oluşturuyor.

Türkiye uzun yıllar boyunca F-16 filolarındaki hedefleme ihtiyacını ABD menşeli LANTIRN ve Sniper ATP podlarıyla karşıladı. Bu podlar gayet işlevseldi, operasyonel olarak kanıtlanmıştı. Ama bir gerçek vardı ki herkes biliyordu ve kimse yüksek sesle söylemiyordu: Bu podların bakımı, yazılım güncellemesi, yedek parça temini ve hatta bazen operasyonel kullanımı bile Washington’ın onayına bağlıydı. S-400 krizi bu gerçeği herkesin gözüne soktu. Türkiye, kendi gökyüzünde kendi uçaklarına takacağı gözü bile dışarıdan almak zorunda kalmanın stratejik riskini artık görmezden gelemezdi.

Hedefleme Podu Nedir ve Neden Bu Kadar Kritik?

Hedefleme podu kavramını teknik olarak açıklamadan önce, işlevsel olarak ne yaptığını anlatmak gerekiyor. Pod, savaş uçağının gövde altına veya kanat altına asılan silindirik bir kapsüldür. İçinde birden fazla sensör barındırır ve pilota veya silah sistem operatörüne hedefe ilişkin görsel istihbarat sağlar.

Tipik bir hedefleme podunun içinde dört temel bileşen bulunur. Birincisi, FLIR (Forward Looking Infrared) yani termal kamera. Bu kamera kızılötesi bölgede çalışır ve gece, kötü hava koşulları, duman ya da toz bulutu gibi durumlarda bile hedef görüntüleme sağlar. İkincisi, gündüz TV kamerası. Yüksek çözünürlüklü görünür ışık görüntüleme yaparak hedefin detaylı tanımlanmasına olanak tanır. Üçüncüsü, lazer mesafe ölçer. Hedefe lazer pulsu göndererek yansıma süresinden hassas mesafe hesaplar. Bu veri ateş kontrol bilgisayarına doğrudan beslenir. Dördüncüsü ve belki en kritik olanı, lazer isaretleyici. Hedefe kodlu lazer noktası tutarak güdümlü mühimmatın o noktaya yönelmesini sağlar.

Bu dört bileşen tek bir optik açıklıktan veya yan yana yerleştirilmiş aperturlardan çalışır. Tamamı stabilize bir gimbal üzerinde monte edilmiştir, yani uçak manevra yaparken bile sensörler hedefe sabit bakabilir. Bu stabilizasyon meselesi kulağa basit gelebilir ama pratikte inanılmaz zor bir mühendislik problemidir. Bir F-16 900 km/s hızla uçarken, 9G manevra çekerken, türbülansa girerken 15 km ötedeki bir hedefe mikro-radyan hassasiyetinde sabit bakabilmek ciddi iş.

Bence buradaki asıl mesele şu: Hedefleme podu olmadan modern savaş uçağı, GPS koordinatına bomba atabilen pahalı bir kargo uçağına dönüşür. Hareketli hedeflere karşı tamamen etkisizleşir. Gece operasyonu yapamaz. Ve en önemlisi, hedefe bakarak “bu gerçekten hedef mi, yoksa sivil bir yapı mı” sorusunu cevaplayamaz. Yani hedefleme podu sadece bir vuruş aracı değil, aynı zamanda hukuki ve etik açıdan da kritik bir karar destek sistemidir.

ASELPOD’dan CATS’e: Yerli Podun Evrimi

ASELSAN’ın hedefleme podu macerası CATS ile başlamadı. Hikayeyi anlamak için ASELPOD’a bakmak gerekiyor. ASELPOD, ASELSAN’ın geliştirdiği ilk nesil havadan hedefleme podu olarak Türk Hava Kuvvetleri’nin F-16 ve F-4E 2020 Terminator uçaklarına entegre edildi. ASELSAN elektro-optik analizimizde de ele aldığımız ASELFLIR-300 serisiyle paralel bir geliştirme sürecinin ürünüydü.

ASELPOD, 2. nesil soğutmalı MWIR detektör, CCD gündüz kamerası, lazer mesafe ölçer ve lazer isaretleyici barındıran bir sistemdi. Dönemine göre tatmin edici performans sunuyordu ve en önemlisi, tamamen yerli yazılım altyapısıyla çalışıyordu. Entegrasyon testleri, uçuş denemeleri ve operasyonel validasyon sürecinin tamamı Türkiye’de gerçekleştirildi. Bu süreç, ASELSAN mühendislerinin pod tasarımı ve uçak entegrasyonu konusunda kritik deneyim kazanmasını sağladı.

ASELPOD’un sınırlamaları da vardı tabii. 2. nesil detektörün menzil kapasitesi, yeni nesil tehditlere karşı yetersiz kalıyordu. Görüntü işleme algoritmaları, özellikle otomatik hedef takibi konusunda geliştirilecek alan çoktu. Ve en önemlisi, NATO müttefikleriyle interoperabilite konusunda bazı eksiklikler bulunuyordu.

CATS, işte bu deneyim birikiminin ve eksikliklerin giderilmesinin ürünü olarak ortaya çıktı. “Common Aperture Targeting System” yani Ortak Açıklıklı Hedefleme Sistemi adından da anlaşılacağı gibi, birden fazla sensörü tek bir optik yoldan geçiren kompakt ve verimli bir tasarım felsefesi benimsedi. Bu “ortak açıklık” yaklaşımı rastgele seçilmiş bir tasarım kararı değil. Tek apertur kullanmak, podun fiziksel boyutunu küçültür, aerodinamik direnci azaltır ve sensörler arasındaki hizalama (boresight) sorunlarını minimize eder. Farklı sensörlerin aynı optik eksen üzerinden bakması, hedefin konumunu tüm sensörlerde tutarlı biçimde görmek demektir.

CATS’in Teknik Anatomisi

CATS’in teknik özelliklerine girdiğimizde, ASELPOD’a kıyasla gerçek bir kuşak atlamasıyla karşılaşıyoruz.

En belirgin fark detektör teknolojisinde. CATS, 3. nesil soğutmalı MWIR (3-5 mikrometre) detektör kullanıyor. 3. nesil detektör ne anlama geliyor? Basitçe söylemek gerekirse, daha fazla piksel, daha küçük piksel boyutu, daha yüksek termal hassasiyet (NETD) ve daha geniş dinamik aralık. Pratikte bu, daha uzun mesafeden tespit, daha net tanımlama ve düşük termal kontrastlı hedeflerin bile görülebilmesi anlamına geliyor. Bir araç motorunu kapatmış, gölgeye park etmiş, kamuflaj örtüsü çekmiş olabilir. 2. nesil detektörle bu hedefi 8 km’den tespit edebilirsiniz. 3. nesille aynı hedefi 12-15 km’den yakalayabilirsiniz. Bu mesafe farkı, pilotun tepki süresi ve hayatta kalma olasılığı açısından belirleyici.

Lazer modülü de ciddi biçimde geliştirilmiş durumda. CATS’in lazer isaretleyicisi, NATO STANAG 3733 uyumlu kodlu puls üretiyor. Bu, farklı bir platformdan atılan güdümlü mühimmatın CATS’in tuttuğu lazer noktasına yönelebilmesi demek. Bir özel kuvvet timi yerde CATS’li F-16’dan lazer isareti isteyebilir, bir başka uçak o isareti algılayıp mühimmat atabilir. Bu tür koordineli taarruz senaryoları modern savaşın temelini oluşturuyor.

Lazer mesafe ölçer menzili 20 km’nin üzerinde. Bu rakam ilk bakışta standart gibi görünebilir ama CATS’in lazer mesafe ölçerinin farkı, çoklu hedef izleme sırasında bile hassas menzil bilgisi üretebilmesi. Yani pod birden fazla hedefi sırayla veya eşzamanlı takip ederken her birine ayrı ayrı mesafe ölçebiliyor.

Çoklu hedef takibi (multi-target tracking) CATS’in en dikkat çekici kabiliyetlerinden biri. Geleneksel podlarda operatör tek bir hedefi kilitler, pod onu izler. Operatör başka hedefe geçmek istediğinde kilidi bırakıp yeniden kilitlemesi gerekir. CATS ise görüntü işleme algoritmaları sayesinde birden fazla hedefi eş zamanlı olarak takip edebiliyor. Operatör bir hedefi kilitlerken ekranda diğer hedeflerin de isaretli olduğunu görebiliyor. Bu, özellikle konvoy takibi, çoklu hedef taarruz planlaması ve hızlı hedef değiştirme gereken senaryolarda büyük avantaj sağlıyor.

Stabilizasyon konusunda CATS, 4 eksenli jiroskopik stabilizasyon kullanıyor. Daha önce de belirttiğim gibi, 2 eksen temel seviyedir; yatay ve dikey düzlemlerde kompanzasyon yapar. Ama yüksek hızda, türbülansta ve manevra sırasında 2 eksen yetmez. 4 eksen, tüm rotasyonel bozucuları kompanse ederek dar görüş alanında bile piksel düzeyinde sabitlik sağlıyor. Bu, 15 km ötedeki bir aracın plakasını değil ama tipini kesinlikle tanıyabilecek kararlılık demek.

ÖzellikASELPODCATSFark
FLIR nesli2. nesil3. nesilMenzil ve hassasiyet artışı
FLIR bandıMWIR (3-5 μm)MWIR (3-5 μm)Aynı bant, gelişmiş detektör
Detektör formatı640x5121280x10244 kat piksel artışı
Stabilizasyon2 eksen4 eksenDar FOV’da üstün kararlılık
Hedef takibiTekliÇokluEş zamanlı çoklu hedef
Lazer isaretlemeNATO uyumluNATO uyumlu (gelişmiş)Daha yüksek güç ve kararlılık
Gündüz kamerasıCCDHD CMOSDaha yüksek çözünürlük
Görüntü işlemeTemelİleri (AI destekli)Otomatik hedef sınıflandırma

F-16 Entegrasyonu: Teknik Zorluklar ve Çözümler

F-16’ya yeni bir hedefleme podu entegre etmek, podu kanat altına asmak kadar basit bir iş değil. Bu süreç, yazılım entegrasyonu, aviyonik uyumluluk, elektrik-mekanik arayüz tasarımı ve kapsamlı uçuş testlerini kapsıyor.

F-16’nın aviyonik mimarisi, özellikle Block 50+ versiyonlarında MIL-STD-1553B veri yolu üzerinden çalışıyor. Hedefleme podu bu veri yoluna bağlanarak kokpit ekranlarına görüntü, ateş kontrol bilgisayarına hedef koordinatları ve mühimmat sistemine lazer kod bilgisi aktarıyor. CATS’in bu entegrasyonda avantajı, ASELSAN’ın F-16 aviyonik mimarisine yıllardır hakim olması. ASELPOD entegrasyonu sırasında kazanılan deneyim burada doğrudan işe yarıyor.

Fiziksel entegrasyon tarafında pod, F-16’nın kanat altı veya gövde altı istasyonlarına standart NATO askı bağlantılarıyla monte ediliyor. Podun aerodinamik profili, uçağın performansı üzerindeki olumsuz etkiyi minimize edecek biçimde tasarlanmış. Yine de her pod uçağa ek sürükleme (drag) getirir. Bu, yakıt tüketimini artırır ve menzili kısaltır. CATS’in kompakt tasarımı bu etkiyi sınırlı tutmayı hedefliyor.

Soğutma sistemi de önemli bir detay. 3. nesil MWIR detektörler yaklaşık -200 derecede çalışıyor. Bu soğutmayı sağlayan Stirling döngüsü soğutucunun uçak üzerindeki güç kaynağından beslenmesi ve operasyon boyunca kesintisiz çalışması gerekiyor. Soğutucunun açılma süresi (cool-down time) operasyonel bir parametre: F-16 havalandıktan sonra CATS’in tam kapasiteyle çalışmaya başlaması birkaç dakika sürüyor. Bu süre ne kadar kısaysa, uçak o kadar hızlı göreve hazır demektir.

Test sürecine gelince, bir hedefleme podunun F-16 entegrasyonu yüzlerce saat yer testi ve uçuş testini gerektiriyor. Elektromanyetik uyumluluk (EMC) testleri, yapısal bütünlük testleri, termal döngü testleri, lazer güvenlik testleri, mühimmat atış testleri derken süreç yıllar alıyor. ASELSAN bu süreçleri kendi test altyapısında yürütebiliyor ki bu da bağımsızlığın bir başka boyutu.

NATO Podlarıyla Kıyasla CATS Nerede Duruyor?

Bu soruyu sormadan geçmek olmaz. Çünkü CATS’in gerçek değerini anlamak için onu küresel rekabette konumlandırmak gerekiyor.

ÖzellikCATSSniper ATP (Lockheed Martin)LITENING V (Rafael)Damocles (Thales)TALIOS (Thales)
FLIR nesli3. nesil3. nesil3. nesil2/3. nesil3. nesil+
FLIR bandıMWIRMWIRMWIR/LWIRMWIRMWIR/LWIR
Tespit menzili~40 km~50+ km~45 km~40 km~55+ km
Tanımlama menzili~22 km~30 km~25 km~22 km~35 km
Çoklu hedef takibiVarVarSınırlıYokVar
Video veri linkiHDHDHDSD/HDHD
SAR haritalamaYokYokYokYokVar
Yerli üretimEvet (TR)Hayır (ABD)Hayır (İsrail)Hayır (Fransa)Hayır (Fransa)
Tedarik güvencesiTamPolitik bağımlıPolitik bağımlıOrtaOrta

Bu tabloyu okurken dikkat edilmesi gereken birkaç nokta var. Sniper ATP dünya pazarının referans ürünü. 25 yılı aşkın operasyonel geçmişi, binlerce uçuş saati ve sürekli güncellemeyle bugünkü noktaya geldi. CATS’in menzil olarak Sniper’a yaklaşması, bir anlamda ASELSAN’ın 15 yılda kat ettiği mesafenin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.

LITENING V ise İsrail’in Rafael firmasının ürünü. Çift bantlı (MWIR+LWIR) çalışabilmesi ciddi bir avantaj. Farklı atmosferik koşullarda optimum performans seçimi yapılabiliyor. CATS şu an tek bant (MWIR) ile çalışıyor. Bu, bazı senaryolarda dezavantaj olabilir ama MWIR bandı askeri operasyonların büyük çoğunluğu için yeterli.

Thales’in yeni nesil TALIOS poduna da dikkat çekmek istiyorum. SAR (Sentetik Açıklıklı Radar) haritalama kabiliyetini pod içine entegre etmesi, hedefleme podlarının geleceğine dair önemli bir ipucu veriyor. Kötü hava koşullarında EO sensörler etkisiz kaldığında SAR devreye girerek hedef tespitini sürdürebiliyor. CATS’in gelecek versiyonlarında benzer bir kabiliyetin eklenmesi mantıklı bir evrim olur.

Ama bence buradaki en kritik sütun “tedarik güvencesi” satırı. Sniper ATP performansta birinci olabilir ama Türkiye o podun yazılım güncellemesini ABD’den bekleme pozisyonunda kalmaya devam edemezdi. CATS performansta yüzde 80-85 seviyesinde olsa bile, yüzde 100 erişilebilirlik sunması onu stratejik olarak vazgeçilmez kılıyor.

Operasyonel Kullanım ve Saha Deneyimi

CATS’in operasyonel geçmişi hakkında kamuya açık bilgiler sınırlı. Bu, savunma programlarının doğası gereği normal. Ama Türk Hava Kuvvetleri’nin son yıllarda Kuzey Irak ve Suriye’deki terörle mücadele operasyonlarında yoğun biçimde hassas taarruz gerçekleştirdiğini biliyoruz. Pençe serisi operasyonları (Pençe-Kilit, Pençe-Kaplan) sırasında F-16’ların gece ve gündüz hassas vuruş yapması, hedefleme podlarının aktif kullanımını gösteriyor.

Bu operasyonlarda CATS’in yanı sıra envanterdeki Sniper ATP podları da kullanılmış olabilir. Ama kritik olan şu: Her iki pod da aynı anda envanterde bulunması, Türk Hava Kuvvetleri’ne operasyonel esneklik sağlıyor. Bir podun bakıma girmesi durumunda diğeri devreye girebiliyor. Ve daha da önemlisi, herhangi bir ambargoyla Sniper ATP desteğinin kesilmesi halinde CATS tüm yükü taşıyabilecek kapasitede.

Saha deneyimi konusunda bir gerçeği de belirtmek gerekiyor. CATS’in operasyonel olgunluğu, Sniper ATP’nin 20 yılı aşkın savaş deneyimiyle kıyaslanamaz. Bu normal. Her yeni sistem sahada zaman geçirdikçe olgunlaşır. Yazılım güncellenir, algoritma iyileştirilir, operatör geri bildirimi ürüne yansır. CATS’in her operasyonda kazandığı deneyim, gelecek versiyonlarının DNA’sına işleniyor.

KAAN ve Gelecek Platformlar: CATS Nereye Gidiyor?

Türkiye’nin 5. nesil savaş uçağı programı KAAN, hedefleme pod konseptini temelden değiştiriyor. 5. nesil uçaklarda düşük gözlemlenebilirlik (stealth) birincil tasarım kriteri olduğu için, kanat altına pod asmak radar kesit alanını dramatik biçimde artırır ve stealth avantajını ortadan kaldırır. Bu yüzden F-35 dahil tüm 5. nesil uçaklar, EO sensörlerini gövde içine entegre edilmiş (embedded) biçimde taşıyor.

KAAN için de benzer bir yaklaşım bekleniyor. EOTS (Electro-Optical Targeting System) benzeri gövdeye gömülü bir sensör süiti, CATS teknolojisinin evrimleşmiş hali olarak KAAN’a entegre edilecek. Bu, CATS’in pod formatındaki bileşenlerinin gövde içi konfigürasyona uyarlanmasını gerektiriyor. Optik pencere tasarımı, soğutma sistemi entegrasyonu, gövde içi alanın sınırlılığı ve stealth uyumlu pencere malzemesi seçimi gibi yeni mühendislik zorlukları ortaya çıkıyor.

Bence CATS programının asıl stratejik değeri de burada yatıyor. CATS sadece F-16 için bir pod değil. KAAN’ın gömülü EO sisteminin teknolojik tohumunu atan platform. CATS’te kazanılan detektör entegrasyonu, görüntü işleme, lazer sistemi ve stabilizasyon deneyimi, KAAN’ın EO süitine doğrudan aktarılacak. Pod formatından gömülü formata geçiş kolay değil ama en azından temel teknolojiler hazır.

Bunun ötesinde, HÜRJET gibi hafif savaş ve ileri eğitim uçağı programı da CATS veya türevi bir poddan faydalanabilir. HÜRJET’in hafif taarruz görevlerinde hedefleme pod ihtiyacı olacak ve CATS bu ihtiyacı karşılayacak doğal aday.

İhracat Perspektifi: Pod Satmak mı, Kapasite Satmak mı?

Hedefleme podu pazarı küresel ölçekte büyük bir pazar. F-16 dünyada 25’ten fazla ülkenin hava kuvvetlerinde hizmet veriyor. Bu ülkelerin çoğu hedefleme pod ihtiyacı olan veya mevcut podlarını modernize etmek isteyen potansiyel müşteriler. Sniper ATP ve LITENING bu pazarın büyük bölümünü paylaşıyor ama CATS’in de kendine yer bulabileceği bir alan var.

Özellikle ABD’den pod temin edemeyen veya etmek istemeyen ülkeler CATS’in doğal pazarı. Pakistan, Mısır, Ürdün gibi F-16 kullanıcıları akla ilk gelenler. Ama burada dikkatli olmak lazım: Pod ihracatı sadece bir donanım satışı değil. Eğitim, bakım, yedek parça, yazılım güncelleme ve entegrasyon desteği gerektiren uzun vadeli bir ilişki. ASELSAN’ın bu tür uzun soluklu destek modelini sürdürebilecek kapasitede olması şart.

Türkiye’nin savunma ihracat modeli genel olarak “platformla birlikte alt sistem satmak” üzerine kurulu. F-16 modernizasyon paketi teklif edilirken CATS’in de pakete dahil edilmesi, tek başına pod satmaktan daha etkili bir strateji olabilir. Müşteriye uçak modernizasyonu, aviyonik güncelleme ve hedefleme podu tek elden sunulmuş oluyor.

Detektör Meselesi: CATS’in Kalbindeki Soru İşareti

Tüm yerli EO sistemlerinde olduğu gibi CATS için de detektör meselesi kritik. 3. nesil soğutmalı MWIR detektör, CATS’in performansını belirleyen tek en önemli bileşen. Ve bu bileşen şu an tam yerli değil.

ASELSAN soğutmasız mikrobolometre detektör üretiminde ciddi mesafe kat etti. Ama soğutmalı InSb veya HgCdTe tabanlı yüksek performanslı detektörler konusunda tam bağımsızlık henüz sağlanmış değil. Bu, CATS’in üretim hızını ve miktarını potansiyel olarak sınırlayabilen bir faktör.

Konuyu dramatize etmek istemiyorum. Türkiye’nin mevcut tedarikçilerle (özellikle Fransa’nın Lynred firması) sağlam ilişkileri var ve kısa-orta vadede detektör temini konusunda ciddi bir sorun yaşanması beklenmez. Ama uzun vadede, özellikle büyük miktarlarda üretim veya ihracat söz konusu olduğunda, detektör yerlileştirme programının başarısı CATS’in geleceğini doğrudan etkileyecek.

Stratejik Değerlendirme: Kendi Gözünü Yapmanın Bedeli ve Getirisi

CATS hedefleme podu, Türkiye’nin savunma sanayindeki en kritik yerli kabiliyetlerden birini temsil ediyor. Rakamlarla her alanda dünya liderlerinin gerisinde olabilir. Sniper ATP daha uzağı görebilir, LITENING V çift bantlı çalışabilir, TALIOS SAR entegrasyonu sunabilir. Ama bu podların hiçbirinin Türkiye’ye sunmadığı bir şey var: Koşulsuz erişim.

Silah sistemlerinde en iyi performans değil, en güvenilir erişim kazandırır. Deposunda duran mükemmel bir pod, uçağınıza takılı olan iyi bir poddan her zaman kötüdür. CATS bu prensibin somut karşılığı.

Geliştirme süreci boyutuna bakarsak, ASELPOD’dan CATS’e uzanan yol Türkiye’nin EO alanındaki öğrenme eğrisini gösteriyor. Her yeni versiyon, bir öncekinin eksiklerini kapatarak ve yeni kabiliyetler ekleyerek ilerledi. Bu organik büyüme, dışarıdan hazır teknoloji satın almaktan çok daha değerli. Çünkü bilgi kurumsal hafızaya işleniyor, mühendisler yetişiyor, test altyapısı kuruluyor.

CATS’in KAAN’a giden yolda kritik bir basamak olması da uzun vadeli stratejik değerini artırıyor. Bugün F-16 altına asılan pod, yarın KAAN’ın gövdesine gömülü bir EO süitine dönüşecek. O dönüşümün teknolojik temelini CATS atıyor.

Analiz var, propaganda yok: CATS henüz dünya liginin en üst segmentinde değil. Ama Türkiye’nin kendi gözünü kendi yapabilmesi, performans rakamlarının ötesinde stratejik bir zafer. Ve bu göz her geçen gün daha keskin görüyor.

Sık Sorulan Sorular

CATS hedefleme podu hangi uçaklarda kullanılıyor?
CATS (Common Aperture Targeting System) öncelikli olarak Türk Hava Kuvvetleri'nin F-16 Block 30/40/50 filolarına entegre edilmiştir. Gelecekte KAAN gibi yeni nesil platformlara da uyarlanması planlanmaktadır.
CATS ile ASELPOD arasındaki fark nedir?
ASELPOD, CATS'in evriminin ilk halkasıdır. CATS, ASELPOD'un temel mimarisini alıp 3. nesil FLIR detektör, gelişmiş lazer modülü ve çoklu hedef takibi gibi kabiliyetlerle ileri taşıyan yeni nesil bir hedefleme podudur.
CATS hedefleme podu yurtdışına ihraç ediliyor mu?
CATS'in doğrudan ihracatı sınırlı olmakla birlikte, Türkiye'nin F-16 modernizasyon paketleri ve yeni platform teklifleri kapsamında potansiyel ihracat fırsatları değerlendirilmektedir. Platform bazlı satış modeli burada da geçerlidir.
Paylaş:

Analizleri kaçırmayın

Haftalık savunma sanayi bülteni.

İlgili Makaleler