İçeriğe atla
Savaş Analizi 5 Mart 2026 • 14 dk okuma

CENTCOM 100 Saat: Günlük 1 Milyar $ ve 2000 Hedef

2000 hedef vuruldu, 17 gemi konuşlandı, B-52'ler İran semalarında. Günlük 1 milyar dolar maliyet ve 9 ülkeye füze atabilen İran'ın bilançosu.

Siper Analiz Ekibi
CENTCOM 100 saat operasyon brifingi ve askeri komuta merkezi analiz görseli

CENTCOM dün gece “100 Saat” başlıklı bir video yayınladı. Amiral Brad Cooper kameranın karşısına geçip rakamları sıralıyor: 2000 hedef vuruldu, 17 İran gemisi batırıldı, İran hava savunması çökertildi, B-52’ler İran semalarında serbestçe uçuyor. Cooper bu operasyonu “2003 şok ve dehşetinin iki katı ölçekte” diye tanımlıyor.

Rakamlar doğru. Ama rakamların sadece bir tarafını sıralıyorsunuz. CENTCOM’un 100 saat videosunu izlerken aklıma gelen ilk şey şu oldu: 2003’ün şok ve dehşetinin ardından ne geldiğini de hatırlayalım. 20 yıl savaş, 4500 ölü Amerikan askeri, 2 trilyon dolar harcama ve Irak’ta hâlâ istikrarın sağlanamamış olması. “Kolay kısım” her zaman iyi gider. Zor kısım henüz başlamadı.

İran savaşının ilk 5 gününü analiz ettiğimiz yazımızda operasyonun askeri boyutunu detaylı ele almıştık. Bu yazıda CENTCOM’un sunduğu tabloyu, sunmadığı tabloyla birlikte okuyacağız.

Amiral Cooper’ın Rakamları: Ne Yapıldı?

CENTCOM’un açıkladığı 100 saat bilançosunu bir sıralayalım. ABD bu sürede 2000 hedef vurduğunu, 2000’den fazla mühimmat kullandığını söylüyor. 17 İran donanma gemisi ve 1 denizaltı batırıldı. İran’ın entegre hava savunma sistemi “ciddi şekilde zayıflatıldı” ve B-2 Spirit, B-1 Lancer, B-52 Stratofortress bombardıman uçakları İran içlerine “engelsiz” saldırılar düzenliyor.

Sahada 50.000’den fazla Amerikan askeri konuşlandırılmış durumda. 200’den fazla savaş uçağı aktif görevde. İki uçak gemisi, USS Eisenhower ve USS Harry S. Truman, Basra Körfezi ve Doğu Akdeniz’den operasyonları yönetiyor.

Bu rakamlar tek başına etkileyici ve Cooper’ın 2003 karşılaştırması temelsiz değil. 2003’te Irak’a yönelik “Shock and Awe” kampanyasının ilk 48 saatinde yaklaşık 1700 sorti uçulmuş ve 800 civarında hassas güdümlü mühimmat kullanılmıştı. İran operasyonunda kullanılan mühimmat miktarı bunun iki katından fazla. Cooper haklı, ölçek gerçekten daha büyük.

Ama 2003 Irak’ını bombalayan ABD ile 2026 İran’ını bombalayan ABD arasında kritik bir fark var. Saddam’ın Irak’ı karşılık veremedi. İran veriyor.

İran’ın 100 Saati: Denklemin Kimsenin Göstermediği Tarafı

CENTCOM’un videosunda görmeyeceğiniz rakamları ben sıralayayım. İran aynı 100 saatte 500’den fazla balistik füze fırlattı. 2000’den fazla kamikaze drone gönderdi. Ve bunları rastgele ateşlemedi, 9 farklı ülkedeki hedefleri vurdu: İsrail, Irak, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, BAE, Ürdün ve Umman.

Bunların arasında özellikle iki hedef dikkat çekiyor. Birincisi, Katar’daki Al Udeid Hava Üssü. Burası ABD’nin bölgedeki en büyük hava üslerinden biri ve İran balistik füze isabet ettirdi. İkincisi, Riyad’daki ABD büyükelçilik yerleşkesine drone saldırısı düzenlendi. Dünkü analizimizde ele aldığımız gibi, bir İran balistik füzesi Türk hava sahasına kadar ulaştı ve enkaz Hatay’a düştü.

Hürmüz Boğazı hâlâ fiilen kapalı. İran donanması ağır kayıplar almış olabilir ama boğazda döşenmiş mayınlar ve kıyı savunma füzeleri ticari geçişi imkansız kılıyor. Sigortacılar bölgeden geçen gemilere teminat vermiyor. Gemi teknik olarak geçebilir ama sigortasız gemi yola çıkmaz. Bu ekonomik abluka, İran’ın konvansiyonel donanmasından daha etkili çalışıyor.

Ve CENTCOM’un hiç bahsetmediği bir rakam: 6 ABD askeri bu operasyonda hayatını kaybetti. Bu sayı düşük gibi görünebilir ama operasyon henüz beşinci gününde. Karşılaştırma yaparsak, Irak işgalinin ilk haftasında ABD 40 civarında kayıp vermişti. Buradaki fark, İran operasyonunun henüz kara harekatı aşamasına girmemiş olması. Hava kampanyası devam ediyor ve hava kampanyalarında kayıplar genellikle düşük olur. Asıl kayıp denklemi, eğer kara harekatı başlarsa tamamen değişir.

B-52’ler İran Semalarında: Zafer mi, Uyarı mı?

CENTCOM brifingindeki en dikkat çekici detay belki de bu: B-52 Stratofortress bombardıman uçaklarının İran üzerinde uçması. Bu detayın ne anlama geldiğini anlamak için B-52’nin ne olduğunu bilmek gerekiyor.

B-52, Soğuk Savaş döneminin ikonik uçağı. İlk uçuşunu 1952’de yaptı, yani 74 yıllık bir platform. Kanat açıklığı 56 metre, uzunluğu 49 metre, boş ağırlığı 83 ton. Devasa, yavaş ve radar kesit alanı bir futbol sahası büyüklüğünde. Modern hava savunma sistemleri karşısında hayatta kalma şansı sıfıra yakın olan bir uçak. Normalde B-52’ler düşman hava savunma menzilinin dışından seyir füzesi atar, hedefin üzerine girmez.

B-52’lerin İran semalarında serbestçe uçabilmesi tek bir anlama geliyor: İran’ın entegre hava savunma ağı gerçekten çökmüş. S-300PMU2 bataryaları, Bavar-373 sistemleri, TOR-M1 kısa menzilli savunma ağları, bunların hepsi ya imha edilmiş ya da etkisiz hale getirilmiş. ABD’nin SEAD/DEAD operasyonları, yani düşman hava savunmasını bastırma ve imha etme misyonları, açıkça başarıya ulaşmış.

Ama madalyonun diğer yüzüne de bakalım. Bu hava savunma ağını çökertmek için ABD ne harcadı? HARM (High-speed Anti-Radiation Missile) füzeleri, JASSM-ER seyir füzeleri, JSOW güdümlü bombalar, SDB hassas mühimmatlar. Bunların her biri yüz binlerle milyonlar arasında maliyete sahip. 2000 hedefin vurulması için kullanılan 2000’den fazla mühimmatın toplam maliyeti, ABD savunma analistlerinin tahminlerine göre 2 ila 3 milyar dolar arasında.

Ve burada kritik bir soru var: bu mühimmatlar ne kadar hızlı yenilenebilir? ABD savunma sanayisi yılda yaklaşık 500 JASSM üretebiliyor. Bu operasyonda kaç JASSM kullanıldığını bilmiyoruz ama ilk 100 saatte harcanan toplam mühimmat miktarı, ABD’nin birkaç yıllık üretim kapasitesini birkaç günde erittiğini gösteriyor.

Ukrayna savaşından tanıdık bir denklem bu. Mühimmat tüketim hızı üretim hızını aştığında ne olacak sorusu, Pentagon’da masanın üzerindeki en büyük dosya.

1 Milyar Dolar/Gün: Sürdürülebilirlik Denklemi

Amerikan savunma uzmanlarının tahminlerine göre İran operasyonunun günlük maliyeti 1 milyar dolar civarında. Bu rakama askeri personel, yakıt, mühimmat, bakım, lojistik ve istihbarat operasyonları dahil. 100 saatte en az 4 milyar dolar harcanmış durumda.

Bunu bir perspektife oturtalım. ABD’nin yıllık savunma bütçesi yaklaşık 886 milyar dolar. Bu operasyon yılın geri kalanında aynı tempoda devam ederse, tek başına İran operasyonu yıllık savunma bütçesinin yüzde 40’ından fazlasını yutar. Ve ABD aynı anda Ukrayna’ya askeri yardım sağlıyor, Pasifik’te Çin’e karşı caydırıcılık oluşturuyor, Kore yarımadasında varlık sürdürüyor.

2003 Irak işgali toplamda 2 trilyon dolara mal oldu. Bunun çoğu savaşın kendisinden değil, 20 yıllık işgal ve yeniden yapılanma sürecinden kaynaklandı. Cooper “2003’ün iki katı ölçekte” dediğinde, maliyetin de iki katı olabileceğini hesaba katıyor mu acaba?

Burada bir parantez açayım. ABD bu operasyonu İsrail ile koordineli yürütüyor. İsrail’in “Roaring Lion” operasyonunun maliyeti ayrı bir kalem. İsrail, halihazırda Gazze ve Lübnan operasyonlarının ekonomik yükünü taşıyorken üçüncü bir cephe açmış durumda. İsrail ekonomisi savaş öncesinde bile yüzde 2 daralma gösteriyordu. Şimdi üç aktif cephe var.

”Askeri Olarak Bitmiş” Ülke 9 Ülkeye Füze Atıyor

Cooper’ın brifinginin satır aralarında bir çelişki var ve bu çelişki İran savaşının temel paradoksu. CENTCOM İran’ın hava savunmasının çöktüğünü, donanmasının büyük kayıplar aldığını, komuta kontrol altyapısının vurulduğunu söylüyor. Askeri terminolojide buna “capability degradation” deniyor, yani yeteneklerin aşındırılması. Ama aynı “yetenekleri aşındırılmış” İran, eşzamanlı olarak 9 ülkedeki hedeflere füze ve drone fırlatmaya devam ediyor.

Bu nasıl mümkün? Cevap, İran’ın askeri doktrininde yatıyor. İran yıllardır “asimetrik savaş” ve “dağınık savunma” konseptine yatırım yapıyor. Balistik füze rampalarının büyük bölümü mobil, yani sabit bir tesiste değil kamyon üstünde. Drone üretim tesisleri küçük, dağınık ve çoğu yeraltında. Devrim Muhafızları’nın komuta yapısı bilinçli olarak desantralize, yani tek bir komuta merkezini vurduğunuzda sistem çökmüyor, yerel birimler otonom karar alabiliyor.

ABD 2000 hedef vurduğunu söylüyor. Peki İran’ın kaç hedefi var? İran’ın askeri altyapısı ülke geneline yayılmış durumda. Yeraltı tesisleri, dağ içi tüneller, kamufle edilmiş mobil rampaları sayarsanız potansiyel hedef sayısı on binlerle ifade ediliyor. 2000 hedef vurulmuş olması etkileyici ama yetersiz olabilir.

Bunu şöyle düşünün: ABD her gün 400-500 hedef vuruyor ama İran her gün hâlâ düzinelerce füze fırlatıyor. Hedef vurma hızı, İran’ın ateş gücünü sıfırlama hızından yavaş kalıyor. Bu, mühimmat stoğu sınırlı olan taraf için ciddi bir sorun.

2003 Karşılaştırması Neden Rahatsız Edici?

Cooper 2003 karşılaştırmasını bir övünç noktası olarak kullanıyor. Haklı, askeri ölçek 2003’ten büyük. Ama 2003 karşılaştırmasını açtığınızda rahatsız edici sorular da geliyor.

2003’te ABD, Irak’ın konvansiyonel ordusunu 21 günde çökertti. Bağdat 9 Nisan’da düştü. Saddam heykelleri yıkıldı, “Mission Accomplished” afişi asıldı. Kolay kısım bitmişti. Sonra ne oldu?

20 yıl süren bir isyan bastırma savaşı. 4500 Amerikan askeri hayatını kaybetti. 32.000’den fazla yaralı. Irak’ta 200.000’den fazla sivil ölüm. Toplamda 2 trilyon dolar harcandı. Ve 2026 itibarıyla Irak hâlâ istikrarlı bir devlet değil.

İran, Irak’tan her açıdan daha zor bir hedef. Nüfusu 85 milyon, Irak’ın üç katından fazla. Yüz ölçümü Irak’ın dört katı. Coğrafyası dağlık ve savunmaya elverişli. Etnik yapısı Irak kadar bölünmüş değil, yani işgal sonrası iç savaş senaryosu daha düşük ama direniş potansiyeli daha yüksek. Ve İran’ın vekil ağı Irak’ınkiyle kıyaslanamayacak kadar geniş: Hizbullah, Husiler, Irak’taki Haşdi Şabi, Suriye’deki milis grupları.

Cooper “oyun planımızın önündeyiz” diyor. Evet, hava kampanyasının oyun planının önünde olabilirsiniz. Ama oyun planının tamamı ne? Hava gücüyle İran’ın nükleer tesislerini imha etmek mi? Rejim değişikliği mi? Bir tür anlaşmaya zorlamak mı? ABD yönetiminden bu soruların net cevabını henüz duymadık.

Hava kampanyaları tek başına savaş kazanmaz. Bu, Vietnam’dan Kosova’ya, Libya’dan Afganistan’a kadar tekrar tekrar kanıtlanmış bir askeri gerçek. Hava gücü hazırlık aşamasıdır, final değil. CENTCOM 100 saatlik bir hazırlığın muhasebesi yapıyor ama finalin ne olacağı belirsiz.

Mühimmat Stoğu: Görünmeyen Savaş

Bu konuya ayrı bir bölüm ayırmam gerekiyor çünkü mühimmat meselesi, İran operasyonunun en az konuşulan ama belki de en kritik boyutu.

ABD 2022’den bu yana Ukrayna’ya 50 milyar dolardan fazla askeri yardım gönderdi. Bu yardımın önemli bir bölümü mühimmattı. HIMARS roketleri, 155mm top mermileri, Javelin tanksavar füzeleri, Stinger hava savunma füzeleri. Ukrayna’ya gönderilen mühimmat, ABD stoklarını ciddi şekilde azalttı. Pentagon’un 2024’teki raporuna göre bazı kritik mühimmat kalemlerinde stokların yenilenmesi 5-7 yıl sürecek.

Şimdi bu zaten azalmış stokların üzerine İran operasyonu biniyor. İlk 100 saatte 2000’den fazla mühimmat kullanıldı. Bunların bir kısmı Tomahawk seyir füzesi, tanesinin maliyeti 2 milyon dolar. Bir kısmı JASSM-ER, tanesinin maliyeti 1.5 milyon dolar. Bir kısmı HARM anti-radyasyon füzesi, tanesinin maliyeti 300.000 dolar.

ABD savunma sanayisinin mühimmat üretim kapasitesi, barış zamanı talebi karşılayacak şekilde tasarlanmış. Savaş zamanı tüketim hızıyla arasında devasa bir açık var. Bir JASSM füzesinin üretimi sipariş tarihinden itibaren 18-24 ay sürüyor. Bu operasyonda ilk hafta kullanılan JASSM sayısı, bir yıllık üretimi aşmış olabilir.

Peki bu ne anlama geliyor? Eğer İran operasyonu uzarsa, ABD bir noktada mühimmat tercihi yapmak zorunda kalacak. Hangi cepheye öncelik verileceği, hangi mühimmatın nerede kullanılacağı stratejik bir karar haline gelecek. Ve bu karar verilirken masadaki diğer dosya Çin. Pasifik’te olası bir Tayvan krizinde ABD’nin yeterli mühimmat stoğuna sahip olup olmadığı sorusu, Pentagon’un uykularını kaçıran konu.

Türkiye İçin Ne Anlam İfade Ediyor?

Türkiye bu denkleme birkaç farklı noktadan bağlı. Birincisi, daha önce detaylı analiz ettiğimiz gibi İran füzeleri Türk hava sahasına kadar ulaşmış durumda. NATO hava savunma şemsiyesi aktif ama risk devam ediyor.

İkincisi, petrol fiyatları. Hürmüz’ün kapalı kalması ve iki eşzamanlı savaşın enerji piyasasını baskılamasıyla petrol 130 doları aşmış durumda. Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke ve petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artış, cari açığa yılda 4-5 milyar dolar ek yük getiriyor.

Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, mühimmat piyasası. Türk savunma sanayisi ihracat odaklı büyüyor ve NATO müttefikleri mühimmat stoklarını yenilerken Türk şirketleri için ciddi bir fırsat penceresi açılıyor. ASELSAN, Roketsan, TEI gibi şirketler halihazırda NATO standartlarında üretim yapıyor. ABD’nin mühimmat açığı, Türk savunma ihracatını artırabilir. Bu konuyu ayrı bir analizde ele alacağız.

100 Saat Bitti, Soru Aynı

CENTCOM’un 100 saat videosu profesyonel bir PR çalışması. Rakamlar gerçek, askeri başarılar inkar edilemez. Ama bu video aynı zamanda bir soru sormamız gerektiğini de hatırlatıyor: başarı neyle ölçülecek?

2000 hedef vuruldu ama İran hâlâ ateş ediyor. 17 gemi batırıldı ama Hürmüz hâlâ kapalı. Hava savunması çöktü ama balistik füzeler hâlâ 9 ülkeye ulaşıyor. B-52’ler İran semalarında ama mühimmat stokları eriyor. Günlük maliyet 1 milyar dolar ama operasyonun ne zaman biteceği belli değil.

Cooper “oyun planımızın önündeyiz” diyor. 2003’te de öyleydiler. Asıl soru şu: oyun planının tamamı ne ve bittiğinde masada ne kalacak? Bu sorunun cevabını henüz kimse veremiyor. Ve tarih bize şunu öğretti: savaşların kolay kısmı her zaman parlak rakamlarla başlar, zor kısmı o rakamları kimsenin saymak istemediği aşamada gelir.

Sık Sorulan Sorular

CENTCOM 100 saat videosunda ne açıklandı?
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Amiral Brad Cooper, İran'a yönelik operasyonun ilk 100 saatinde 2000 hedefin vurulduğunu, 17 İran gemisi ve 1 denizaltının batırıldığını, İran hava savunmasının ciddi şekilde zayıflatıldığını ve B-2, B-1, B-52 bombardıman uçaklarının İran içlerine engelsiz saldırdığını açıklamıştır.
İran savaşının ABD'ye günlük maliyeti ne kadar?
İran'a yönelik askeri operasyonun ABD'ye günlük maliyeti yaklaşık 1 milyar dolar olarak tahmin edilmektedir. İlk 100 saatte en az 4 milyar dolar harcanmış, 2000'den fazla mühimmat kullanılmıştır. Bu mühimmat tüketim hızı, ABD'nin üretim kapasitesinin çok üzerindedir.
B-52 uçağı İran üzerinde nasıl uçabiliyor?
B-52 büyük, yavaş ve radar kesit alanı yüksek bir bombardıman uçağıdır. Bu uçağın İran semalarında serbestçe uçabilmesi, İran'ın entegre hava savunma ağının ABD'nin SEAD/DEAD operasyonlarıyla etkisiz hale getirildiğini göstermektedir. Ancak bu durum aynı zamanda ABD'nin anti-radyasyon füzesi ve hassas güdümlü mühimmat stoklarını hızla tükettiği anlamına gelmektedir.
İran askeri olarak yenildi mi?
Konvansiyonel askeri açıdan İran'ın hava savunması büyük ölçüde çökmüş ve donanması ağır kayıplar almıştır. Ancak İran, 500'den fazla balistik füze ve 2000'den fazla drone ile 9 farklı ülkedeki hedefleri vurmaya devam etmektedir. Bu durum, konvansiyonel yenilginin stratejik yenilgiyle aynı şey olmadığını göstermektedir.
Paylaş:

Analizleri kaçırmayın

Haftalık savunma sanayi bülteni.

İlgili Makaleler