İçeriğe atla
Savaş Analizi 10 Mart 2026 • 15 dk okuma

İran Savaşı 11. Gün: Tırmanıyor mu, Bitiyor mu?

Pentagon 'en yoğun saldırı günü' derken Trump 'kazandık' diyor. Hürmüz'de diplomatik kırılma, Türkiye'ye 2. füze ve savaşın gidişatı.

Siper Analiz Ekibi
İran savaşı 11. gün askeri durum ve Türkiye etkisi analiz görseli

Savaşın 11. günündeyiz ve ortada birbirine zıt iki mesaj var. Pentagon Savunma Bakanı Pete Hegseth, 10 Mart’ın “İran içindeki en yoğun saldırı günümüz” olacağını açıkladı. Aynı gün Trump Miami’de Cumhuriyetçi milletvekilleriyle yaptığı toplantıda “Birçok açıdan zaten kazandık ama yeterince kazanmadık” dedi.

İran Devrim Muhafızları’nın yanıtı ise net: “Savaşın ne zaman biteceğine İran karar verecek.”

İlk 5 günün analizinde savaşın başlangıç bilançosunu ele almıştık. Şimdi 11. güne geldiğimizde tablo çok daha karmaşık. Hürmüz’de diplomatik kırılma yaşanıyor, Türkiye ikinci kez füze tehdidiyle karşı karşıya kaldı, Mücteba Hamaney ilk askeri emrini verdi ve petrol fiyatları dalgalanıyor. Katman katman bakalım.

Pentagon: 5.000 Hedef, 5.6 Milyar Dolar

Rakamlar artık farklı bir ölçeğe ulaştı. 11 günde ABD 5.000’den fazla hedef vurdu, İran’ın 200’den fazla şehri saldırıya uğradı. CENTCOM maliyet analizimizde ilk 100 saatin 3.7 milyar dolara mal olduğunu hesaplamıştık. Şimdi toplam mühimmat harcaması 5.6 milyar doları geçti. Günlük maliyet yaklaşık 1.43 milyar dolar.

Bu rakamı biraz bağlama oturtalım. ABD’nin Afganistan’daki 20 yıllık savaşının toplam maliyeti yaklaşık 2.3 trilyon dolardı, ama yılda ortalama 115 milyar dolar. İran operasyonunda günlük 1.43 milyar dolar demek, yıllık bazda 520 milyar dolardan fazlası demek. Bu tempo sürdürülebilir değil ve Pentagon bunu biliyor.

Askeri açıdan ABD hava üstünlüğünü tartışmasız elinde tutuyor. B-52 analizimizde ele aldığımız Stratofortress filosu İran’daki balistik füze mevzilerini ve komuta merkezlerini vurdu. B-1 Lancer’lar da operasyona dahil edildi. İran’ın 20’den fazla savaş gemisi imha edildi. Denizde 2 uçak gemisi, 14 muhrip ve 3 sahil muharebe gemisi Arap Denizi’nden Doğu Akdeniz’e kadar konuşlu.

Pentagon’un masasında bir de kara operasyonu tartışması var. İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoğunu ele geçirmek için JSOC (Müşterek Özel Harp Komutanlığı) birlikleri gönderilmesi planlanıyor. Ancak bu operasyon yüzlerce asker gerektiriyor ve Trump henüz onay vermedi. “Bunu sonra yapabiliriz. Şimdi yapmazdık” dedi. Kara operasyonu başlarsa savaşın boyutu tamamen değişir; Irak deneyimi ABD’ye kara savaşının ne kadar maliyetli olduğunu fazlasıyla öğretti.

Ama Pentagon’un “dar odaklı askeri misyon” tanımıyla Trump’ın “koşulsuz teslimiyet” talebi arasında ciddi bir uçurum var. CNN analizi bunu en iyi özetliyor: “Trump savaşın ne başlangıcını ne de sonucunu açıklayamıyor.” Bu belirsizlik, savaşın en tehlikeli boyutu.

Mücteba’nın İlk Emri: “Aliyyan Waliyy Allah”

Mücteba Hamaney analizimizde yeni dini liderin babasından daha şahin olacağını öngörmüştük. İlk askeri emriyle bunu doğruladı. Seçilmesinin ardından “Aliyyan waliyy Allah” kod adlı yeni bir füze baraj operasyonu başlattı. Khorramshahr, Fattah ve Kheibar füzeleriyle İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün ve Suudi Arabistan hedef alındı.

IRGC, ABD’nin “İran füze programını yok ettik” iddiasını reddetti. 1 tondan ağır savaş başlıklarıyla füzeleri daha büyük sayılarda konuşlandırdıklarını açıkladı. Bu iddiayı tamamıyla doğrulamak mümkün değil ama İran’ın hâlâ saldırı kapasitesi olduğu açık.

Bahreyn’e yapılan drone saldırısı özellikle dikkat çekici. Sitra bölgesinde 32 sivil yaralandı, aralarında çocuklar var. Bahreyn’in devlet petrol şirketi Bapco, enerji tesislerine yönelik saldırılar nedeniyle “mücbir sebep” ilan etti. Bu, İran’ın ABD müttefiklerini ekonomik olarak da vurmaya çalıştığını gösteriyor.

“İslami Direniş Örgütü” adı altında faaliyet gösteren milisler, son 24 saatte Irak ve bölgedeki ABD üslerine 37 saldırı düzenlediklerini açıkladı. Savaş artık sadece İran ile ABD arasında değil, tüm bölgeye yayılmış durumda.

Hürmüz’de Diplomatik Kırılma mı?

10 Mart sabahı önemli bir gelişme yaşandı. BM ve bölgesel paydaşlar “Denizcilik İstikrar Mutabakat Muhtırası” açıkladı. Trump aynı gün “gemiler şu anda geçiş yapıyor” dedi ve ABD Donanması’na tanker eskort emri verdi. Hatta “Hürmüz’ü kontrol altına almayı düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.

Piyasalar bu habere hızlı tepki verdi. Hürmüz Boğazı analizimizde petrolün 100 doları aşacağını öngörmüştük ve 8 Mart’ta Brent gerçekten 100 doları aştı. Ama 10 Mart’taki diplomatik gelişme ve Trump’ın açıklamalarıyla sert düşüş yaşandı. Yine de Brent hâlâ 94.59 dolar seviyesinde, savaş öncesine göre %22 yukarıda.

Gerçekçi olmak gerekiyor: Bu bir “boğaz açıldı” demek değil. Tanker trafiği %70 düşmüş durumda, 150’den fazla gemi hâlâ boğazın dışında bekliyor, sigorta şirketleri teminat vermekte tereddüt ediyor. Trump’ın “gemiler geçiyor” dediği muhtemelen askeri eskort altındaki sınırlı ticari geçişler. Ticari anlamda Hürmüz’ün tam normalleşmesi için savaşın bitmesi veya en azından İran’ın boğazdaki tehdidinin tamamen ortadan kalkması gerekiyor.

Türkiye: İkinci Füze, İkinci Uyarı

İlk füze olayını detaylı analiz etmiştik. 5 Mart’ta İran’dan atılan bir balistik füze Güneydoğu Türkiye üzerinden geçmiş ve NATO tarafından düşürülmüştü. 9 Mart’ta aynı senaryo tekrar etti. İkinci bir İran füzesi yine Güneydoğu Türkiye’nin hava sahasına girdi ve NATO hava savunması tarafından engellendi.

İran her iki olayda da füzelerin Türkiye’ye yönelik olmadığını, hedefin başka olduğunu söyledi. Ama bu savunma Ankara’da pek kabul görmüyor. Erdoğan’ın açıklaması sert: “Samimi uyarılarımıza rağmen, Türkiye’nin dostluğunu tehlikeye atacak son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor.”

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise Madde 5’in (kolektif savunma) devreye girmesinin gündemde olmadığını söyledi. NATO “üyelerin topraklarını savunmaya hazır” ama çatışmanın tarafı olmak istemiyor. Türkiye’nin silahlı tarafsızlık stratejisini ele aldığımız analizde bu dengenin sürdürülebilirliğini sorgulamıştık. İkinci füze olayı bu soruyu daha da acil hale getiriyor.

Ekonomik Baskı Artıyor

Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış Türkiye’nin cari açığını yaklaşık 3 milyar dolar genişletiyor ve enflasyona 1 puanlık ek yük bindiriyor. Brent’in 94 dolar seviyesinde seyretmesi, savaş öncesi 77 dolara göre ciddi bir fark.

Kabine toplantısı savaş gündemiyle toplandı. Masada enerji fiyatları, tedarik zinciri aksaklıkları ve sınır güvenliği var. İran sınırında Kürt grupların organize edildiğine dair istihbarat nedeniyle askeri tedbirler de gündemde. TBMM savaş gündemli özel oturum yaptı, tutanaklar 10 yıl sonra yayımlanabilecek.

Bence Türkiye’nin asıl sınavı henüz gelmedi. Savaş uzarsa ve Hürmüz tam normalleşmezse, enerji maliyetlerindeki birikim makroekonomiyi ciddi şekilde baskılayacak. Savunma ekonomisi analizimizde Türkiye’nin ihracat hedeflerini ele almıştık; bölgesel istikrarsızlık paradoksal olarak savunma ihracatını artırabilir ama genel ekonomiyi daraltabilir.

Diplomasi: Herkes Konuşuyor, Kimse Anlaşmıyor

Diplomatik cephede herkes kendi pozisyonunu koruyor:

İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi net konuştu: “Ateşkes istemiyoruz. Müzakere etmek için bir sebep görmüyoruz.” Bu, Mücteba Hamaney’in şahin çizgisiyle uyumlu. Yeni liderlik, savaşı durdurmak değil sürdürmek istiyor.

Çin, BMGK acil toplantısı talep etti ve derhal ateşkes çağrısında bulundu. Pekin’in asıl endişesi Hürmüz’den geçen petrol. Çin, İran ile boğazdan güvenli petrol geçişi için doğrudan görüşmeler yürütüyor.

Rusya’nın tutumu ilginç. Putin, Mücteba Hamaney’e “sarsılmaz destek” sözü verdi. Ama Rusya’nın İran’a gerçek askeri destek sağlayıp sağlayamayacağı tartışmalı; Ukrayna’daki durum Moskova’nın kaynaklarını zaten zorluyor.

Türkiye, Rusya ve Çin ile birlikte ABD-İsrail savaşının derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Ankara’nın arabuluculuk rolü üstlenme potansiyeli var ama bunun için hem Washington’un hem Tahran’ın güvenini kazanması gerekiyor. Şu anki füze olayları bu güveni aşındırıyor.

ABD Senatosu’nda savaş yetkileri oylaması başarısız oldu, yani Trump İran saldırılarını Kongre onayı olmadan sürdürebilecek. Bu, savaşın süresini tamamen Beyaz Saray’ın inisiyatifine bırakıyor.

Avrupa cephesi de parçalı. AB, İran’ın misillemesini kınadı ama ABD-İsrail operasyonu konusunda ortak tutum yok. Almanya Başbakanı Merz saldırılardan “birkaç dakika önce” bilgilendirildiğini söyledi ve güç kullanımının uygun olduğunu ifade etti. Fransa ise Macron’un “savaş patlaması” nitelendirmesiyle daha temkinli. AB’nin tek somut adımı 19 Şubat’ta Devrim Muhafızları’nı (IRGC) terör örgütü olarak belirlemesiydi; bu savaştan önce alınmış bir karar.

Kayıp Tablosu: Savaşın İnsan Maliyeti

11 günün bilançosu:

TarafÖlüNot
İran siviller1.200-1.332+İnsan hakları örgütleri 2.400+ tahmin ediyor
Lübnan~500700.000 kişi yerinden edildi
İsrail12
ABD askeri7Son kayıp: Çavuş Benjamin N. Pennington (26), Kentucky
Bahreyn siviller32+ yaralıDrone saldırısı

En yıkıcı olay hâlâ savaşın ilk gününde Minab’daki ilkokula isabet eden Tomahawk füzesi. 175 öğrenci ve personel hayatını kaybetti. NBC News mühimmat uzmanlarının video analizine dayanarak füzenin ABD Tomahawk’ı olduğunu doğruladı. İran’ın yakıt depolama tesislerine yapılan saldırılar ise solunum sorunları, asit yağmuru ve toprak kirliliği riski yaratıyor. İran Sağlık Bakanlığı çocukların ve yaşlıların en savunmasız grup olduğu uyarısında bulundu.

Sivil kayıplar konusunda dürüst olmak gerekiyor. 5.000 hedef vurulduğunda ve 200’den fazla şehir saldırıya uğradığında sivil kayıplar kaçınılmaz hale geliyor. “Hassas güdümlü mühimmat” kullanılsa bile yoğun nüfuslu alanlarda operasyon yürütmenin insani maliyeti ağır. Bu gerçek, askeri başarıların gölgesinde kalmamalı.

Lübnan Cephesi: Hizbullah’a Karşı İç Savaş mı?

İsrail, Hizbullah’ın finans altyapısını (Al-Qard al-Hasan bankacılık kuruluşu) vurdu ve güney Lübnan’da kara operasyonlarını genişletti. Dikkat çekici gelişme Lübnan hükümetinden geldi: Beyrut, Hizbullah’ı “ülkeye ihanet etmekle” suçladı ve İsrail ile doğrudan görüşme çağrısı yaptı. Foreign Policy “Lübnan, Hizbullah ile iç savaşa doğru ilerliyor” diye yazdı.

Bu, İran’ın vekil ağı için kritik bir çatlak. Hizbullah’ın ev sahibi ülkesi bile artık örgütü reddetmeye başlıyor. Nasrallah’ın öldürülmesinin ardından zaten zayıflayan Hizbullah, hem İsrail operasyonlarıyla hem de Lübnan iç siyasetiyle iki cephede savaşıyor.

Savaş Bitecek mi?

11 gün sonra en dürüst cevap: yakın zamanda bitmesi zor görünüyor.

Pentagon “dar odaklı” diyor ama her gün hedef sayısı artıyor. Trump “kazandık” diyor ama “koşulsuz teslimiyet” istiyor. İran “müzakere etmeyeceğiz” diyor ama ekonomisi çöküyor. Mücteba Hamaney ilk emriyle tırmanma sinyali verdi. Hürmüz’de kısmi diplomatik ilerleme var ama tam normalleşme uzak.

Bence en olası senaryo şu: ABD birkaç hafta içinde askeri hedeflerini (füze altyapısı, nükleer tesisler) büyük ölçüde tamamlayacak. Ama İran’ın vekil ağı üzerinden asimetrik saldırıları aylarca sürecek. Hürmüz kısmen açılacak ama risk primi petrol fiyatlarını savaş öncesi seviyelerin üzerinde tutacak. Ve Mücteba Hamaney, babasının ölümünü rejimin meşruiyet aracına dönüştürmeye çalışacak.

Türkiye açısından en riskli dönem henüz başlıyor. Savaşın uzaması enerji maliyetlerini birikimli olarak artıracak, İran sınırındaki güvenlik riskleri büyüyecek ve Ankara’nın “silahlı tarafsızlık” stratejisi giderek daha fazla test edilecek. Üçüncü bir füze olayı, NATO Madde 5 tartışmasını geri getirebilir ve Türkiye’nin tarafsızlık pozisyonunu sürdürmesini zorlaştırabilir.

Bir şey kesin: Bu savaş sadece askeri bir operasyon değil, bölgesel düzenin yeniden yazılması. Ve bu süreçte Türkiye’nin rolü, kendi tercihlerinden çok olayların akışına bağlı hale geliyor.

Sık Sorulan Sorular

İran savaşı ne zaman bitecek?
10 Mart 2026 itibarıyla savaşın sonu belirsizdir. Pentagon dar askeri hedefler (füze rampalarını yok etme) koyarken Trump 'koşulsuz teslimiyet' ve rejim değişikliği istemektedir. İran Dışişleri Bakanı 'ateşkes istemiyoruz' demiştir. Analistler savaşın en az birkaç hafta daha süreceğini öngörmektedir.
Hürmüz Boğazı açıldı mı?
10 Mart'ta BM öncülüğünde 'Denizcilik İstikrar Mutabakat Muhtırası' açıklandı ve Trump tanker eskort emri verdi. Ancak boğaz tam anlamıyla açılmış değildir; tanker trafiği %70 düşmüş durumdadır ve sigorta şirketleri hâlâ teminat vermekte tereddüt etmektedir.
Türkiye İran savaşından nasıl etkileniyor?
İran'dan atılan balistik füzeler iki kez (5 ve 9 Mart) Türk hava sahasına girmiş ve NATO tarafından düşürülmüştür. Ekonomik olarak petrol fiyatlarındaki artış Türkiye'nin cari açığını genişletmekte, enflasyona ek yük bindirmektedir. TBMM savaş gündemli özel oturum yapmıştır.
Mücteba Hamaney savaşı tırmandırıyor mu?
Evet. Mücteba Hamaney'in Dini Lider seçilmesinin ardından 'Aliyyan waliyy Allah' kod adlı yeni bir füze baraj operasyonu başlatılmıştır. Khorramshahr, Fattah ve Kheibar füzeleriyle İsrail, BAE, Katar ve Bahreyn hedef alınmıştır.
Paylaş:

Analizleri kaçırmayın

Haftalık savunma sanayi bülteni.

İlgili Makaleler