Pasif Radar Nedir? Stealth Uçakları Sinyal Yaymadan Nasıl Tespit Eder?
Pasif radar nedir, çalışma prensibi, stealth uçak tespiti, Vera-NG ve TwInvis örnekleri, Türkiye'nin pasif radar kapasitesi analizi.
Radar teknolojisinin temel paradoksu şu: görmek için sinyal yaymanız gerekir, ama sinyal yayarsanız kendinizi de ele verirsiniz. Aktif bir radar çalıştığı anda, “ben buradayım” diye bağırıyor. Düşmanın anti-radyasyon füzesi (ARM) bu bağırışı duyar, kaynağa kilitlenir ve radarı yok eder. Bu, modern savaşın en acımasız denklemlerinden biri: görmek istiyorsanız görünür olmalısınız.
Ya da olmak zorunda değilsiniz. Pasif radar, bu denklemi kökünden değiştiren bir teknoloji. Kendi sinyalini yayma. Ortamda zaten var olan sinyalleri kullan. FM radyo, televizyon yayını, GSM baz istasyonları, hatta Wi-Fi sinyalleri. Bu sinyallerin hedeflerden yansımasını al ve hedefin konumunu hesapla. Hiçbir şey yayma, hiçbir iz bırakma, görünmez kal. Düşman seni bulamaz çünkü arayacağı bir sinyal yok.
Kulağa bilim kurgu gibi geliyor değil mi? Değil. Pasif radar bugün aktif olarak kullanılan, gelişen ve stealth uçaklar dahil hava tehditlerini tespit edebilen gerçek bir teknoloji. Bu yazıda pasif radarın çalışma prensibini, dünya örneklerini, stealth uçaklara karşı potansiyelini ve Türkiye’nin bu alandaki durumunu derinlemesine analiz edeceğiz. ASELSAN radar analizimizde aktif radarları ele almıştık; şimdi madalyonun öbür yüzüne bakalım.
Aktif Radarın Aşil Topuğu: Neden Yeni Bir Yaklaşım Gerekti?
Aktif radar basit bir prensiple çalışır: sinyal gönder, yansımayı al, mesafeyi hesapla. Bu prensip 1940’lardan beri savaş alanının temel taşı. Ama modern savaş ortamı aktif radarları ciddi tehditlerle karşı karşıya bıraktı.
Birincisi, anti-radyasyon füzeleri. AGM-88 HARM gibi ARM’ler radarın yayınına kilitlenir ve homing yapar. Radar açtığınız anda, düşman SEAD (Suppression of Enemy Air Defenses) uçağı size füze gönderebilir. Bu yüzden modern hava savunma radarları “yay-sus” (emit and shut) taktiği kullanır: kısa süre yayın yapar, kapanır, yer değiştirir, tekrar açılır. Ama bu taktik radar kapasitesini düşürür.
İkincisi, elektronik harp. KORAL elektronik harp analizimizde detaylıca ele aldığımız gibi, düşmanın elektronik saldırı (EA) sistemleri radarınızı karıştırabilir, aldatabilir veya kör edebilir. Aktif radar, düşmana karıştıracağı bir sinyal sağlıyor.
Üçüncüsü, ELINT (Elektronik İstihbarat). Aktif radarınızın frekansı, darbe tekrarlama hızı, dalga biçimi gibi parametreleri düşman tarafından kaydedilir. Bu bilgi, bir sonraki savaşta radarınıza özel karıştırma tekniği geliştirilmesine kullanılır. Yani radar her açıldığında düşmana istihbarat veriyor.
Bu üç tehdit toplandığında, aktif radarın modern savaşta ne kadar savunmasız olabileceğini görüyorsunuz. Pasif radar bu tehditlerin hiçbirine maruz kalmıyor. Sinyal yaymadığı için ARM’ler onu bulamaz. Karıştırılacak bir sinyal olmadığı için EA etkisiz. ELINT toplayacak bir yayın olmadığı için düşmana istihbarat vermiyor.
Çalışma Prensibi: Başkasının Sinyaliyle Hedef Tespiti
Pasif radarın çalışma prensibi şaşırtıcı derecede zarif. Temel mantık şöyle:
Ortamda zaten var olan bir yayın kaynağı düşünün. Şehirdeki FM radyo vericisi mesela. Bu verici her yöne sinyal yayıyor. Sinyal iki yoldan alıcıya ulaşır: birincisi, doğrudan verici kaynağından (referans sinyal); ikincisi, hedeften yansıyarak (gözetleme sinyali). Bu iki sinyal arasındaki zaman farkı ve frekans farkı, hedefin konumunu ve hızını belirlemeye yeter.
Zaman farkı (time delay) mesafeyi verir. Direkt sinyal ile yansıyan sinyal arasındaki zaman farkı, hedefin vericiye ve alıcıya olan mesafelerine bağlıdır. Frekans farkı (Doppler kayması) hızı verir. Hedef hareket ediyorsa, yansıyan sinyal Doppler kaymasına uğrar.
Ama tek bir verici-alıcı çiftiyle hedefin kesin 3D konumunu belirleyemezsiniz. Matematiksel olarak, tek bir zaman farkı ölçümü hedefin bir elips üzerinde olduğunu söyler (vericinin ve alıcının odak noktaları olduğu elips). Kesin konum için birden fazla verici veya birden fazla alıcı gerekir. Her ek ölçüm, hedefin olası konumunu daraltır.
Modern pasif radarlar bu prensibi gelişmiş sinyal işleme ile birleştirir. Ortamdaki birden fazla yayın kaynağını (FM, DAB, DVB-T, GSM, LTE) eşzamanlı kullanarak daha fazla ölçüm noktası oluşturur. Bu “multistatic” yapı, konum doğruluğunu artırır.
Sinyal işleme tarafı son derece yoğun. Pasif radar, aktif radardan çok daha karmaşık hesaplamalar yapıyor. Çünkü kullandığınız sinyal sizin tasarladığınız bir sinyal değil; FM radyo yayını, müzik ve konuşma taşıyan karmaşık bir dalga biçimi. Bu sinyalden hedef yansımasını ayırt etmek, samanlıkta iğne aramak gibi. Gelişmiş korelasyon algoritmaları, uyarlanabilir filtreleme ve hızlı Fourier dönüşümü (FFT) gibi teknikler bu işi mümkün kılıyor.
Hangi Sinyaller Kullanılıyor? FM’den 5G’ye
Pasif radarın performansı, kullandığı yayın sinyalinin özelliklerine doğrudan bağlı. Her sinyal türünün avantajı ve dezavantajı var.
FM Radyo (88-108 MHz): En yaygın kullanılan kaynak. FM vericileri güçlü (genellikle 10-100 kW), geniş kapsama alanına sahip ve sürekli yayın yapıyor. Dalga boyu yaklaşık 3 metre, bu da uçak boyutundaki hedefleri tespit etmek için uygun. Ama bant genişliği dar (200 kHz kanal), bu da menzil çözünürlüğünü sınırlar.
DVB-T (Dijital Karasal Televizyon, 470-862 MHz): FM’den daha geniş bant genişliğine sahip (8 MHz kanal), bu da daha iyi menzil çözünürlüğü demek. Avrupa’da ve Türkiye’de dijital televizyon yayınının yaygınlaşmasıyla DVB-T pasif radar için çekici bir kaynak haline geldi.
GSM/LTE Baz İstasyonları (900-2600 MHz): Yoğun kentsel alanlarda çok sayıda baz istasyonu var. Kısa menzilli ama yoğun ağ yapısı, kentsel ortamda küçük hedefler için kullanılabilir. Ama baz istasyonlarının verici gücü FM’den çok düşük, bu da menzili kısıtlar.
DAB (Dijital Ses Yayıncılığı, 174-240 MHz): DVB-T’ye benzer avantajlara sahip, geniş bant genişliği ve iyi kapsama. Avrupa’da yaygınlaşıyor.
| Sinyal Kaynağı | Frekans | Dalga Boyu | Verici Gücü | Bant Genişliği | Pasif Radar Uygunluğu |
|---|---|---|---|---|---|
| FM Radyo | 88-108 MHz | ~3 m | 10-100 kW | 200 kHz | Çok iyi (uzun menzil) |
| DVB-T | 470-862 MHz | ~0.5 m | 1-10 kW | 8 MHz | İyi (yüksek çözünürlük) |
| DAB | 174-240 MHz | ~1.5 m | 1-10 kW | 1.5 MHz | İyi (orta menzil) |
| GSM/LTE | 900-2600 MHz | ~0.1-0.3 m | <50 W | 5-20 MHz | Sınırlı (kısa menzil) |
| 5G | 3.5-28 GHz | ~0.01-0.09 m | <50 W | 100-400 MHz | Gelecek potansiyel |
5G’nin pasif radar için geleceği ilginç. 5G milimetre dalga bantlarında (28 GHz ve üstü) çok geniş bant genişliği sunuyor. Bu, çok yüksek çözünürlüklü pasif radar anlamına gelebilir. Ama menzil çok kısa. Şimdilik deneysel aşamada ama kentsel alanların gözetlenmesinde ileride kullanılabilir.
Stealth Uçaklara Karşı: Pasif Radarın Trump Kartı
Pasif radarın en çok tartışılan yönü, stealth uçaklara karşı potansiyeli. Bu konuda hem abartılı iyimserlik hem de gereksiz kötümserlik var. Dengeli bir değerlendirme yapalım.
Stealth uçaklar (F-22, F-35, Su-57, KAAN) radar kesit alanını (RCS) minimize etmek için tasarlanır. Ama bu tasarım belirli frekans bantları ve belirli açılar için optimize edilir. Tipik olarak X-bant (8-12 GHz), burun ve kanat kenarı yönleri için RCS minimizasyonu yapılır. Çünkü düşmanın ateş kontrol radarı X-bant çalışır ve genellikle ön yarım küreden bakar.
Pasif radarın kullandığı FM sinyalleri ise 100 MHz civarında, yani dalga boyu yaklaşık 3 metre. Bu dalga boyu, bir savaş uçağının kanat açıklığıyla (10-15 metre) karşılaştırılabilir boyutta. Fiziksel olarak, dalga boyu hedefin boyutuna yaklaştığında “rezonans bölgesi” denilen bir fenomen ortaya çıkar. Bu bölgede hedefin RCS, optik bölgeye (X-bant) göre çok daha yüksek olur. Stealth tasarımı bu rezonansı kontrol edemez çünkü uçağın fiziksel boyutunu değiştiremezsiniz.
İkinci avantaj, çok yönlü aydınlatma. Aktif radar tek bir yönden sinyal gönderir, stealth uçak bu yönden gelen sinyali saptıracak şekilde tasarlanır. Ama pasif radar, ortamdaki düzinelerce FM vericisinden gelen sinyalleri kullanır. Her verici farklı bir yönden hedefi aydınlatır. Stealth uçak tüm yönlerden gelen tüm frekanslardaki sinyalleri aynı anda saptıracak şekilde tasarlanamaz.
Ama realiteyi de görmek lazım. Pasif radarın stealth hedef tespiti, aktif AESA radarınki kadar hassas ve güvenilir değil. Konum doğruluğu daha düşük, 3D irtifa tespiti zor, hedef sınıflandırma sınırlı. Pasif radar stealth uçağı “görebilir” ama ona füze ateşleyecek kalitede bir izleme sağlayamayabilir. Bu yüzden pasif radar, aktif radarın alternatifi değil, tamamlayıcısı. Erken uyarı katmanında pasif radarla tespit, sonra aktif radarla hassas takip ve angajman. Çok katmanlı savunma konseptinin bir parçası.
Dünya Pasif Radar Sistemleri: Kim Ne Yapıyor?
Pasif radar alanında birkaç ülke ve firma öne çıkıyor.
Vera-NG (Çek Cumhuriyeti/ERA): Dünyanın en bilinen ve operasyonel olarak en olgun pasif radar sistemi. 1990’lardan beri geliştirildi, birçok ülkeye ihraç edildi. Çin, Malezya, Pakistan ve bazı NATO ülkeleri Vera-NG kullanıcısı. Çek Cumhuriyeti’nin NATO hava savunmasına katkısı olarak da aktif. Vera-NG birden fazla alıcı istasyonu kullanarak TDOA (Time Difference of Arrival) yöntemiyle hedef konumu belirler. 450 km’ye kadar tespit menzili iddia ediliyor.
TwInvis (Almanya/HENSOLDT): Avrupa’nın lider savunma elektroniği şirketi HENSOLDT’un pasif radar çözümü. DVB-T ve DAB sinyallerini kullanarak hava gözetleme yapıyor. HENSOLDT, TwInvis’i özellikle stealth hedef tespiti bağlamında pazarlıyor. NATO tatbikatlarında test edildiği biliniyor.
Silent Sentry (ABD/Lockheed Martin): ABD’nin ilk pasif radar programlarından biri. 2000’lerin başında geliştirildi ama operasyonel dağıtım sınırlı kaldı. ABD’nin pasif radar konusundaki ilgisi daha çok araştırma aşamasında.
CELLDAR (İngiltere/Roke Manor): GSM sinyallerini kullanan pasif radar konsepti. Kentsel ortamda küçük hedef tespiti için tasarlandı ama operasyonel dağıtımı sınırlı.
| Pasif Radar | Ülke/Firma | Kullanılan Sinyal | Tahmini Menzil | Operasyonel Durum |
|---|---|---|---|---|
| Vera-NG | Çekya/ERA | FM, DVB-T | 450 km | Aktif, ihracat |
| TwInvis | Almanya/HENSOLDT | DVB-T, DAB | 250+ km | Aktif, NATO test |
| Silent Sentry | ABD/Lockheed Martin | FM | 220 km | Sınırlı dağıtım |
| CELLDAR | İngiltere/Roke Manor | GSM | Kısa | Araştırma |
| DP-06 | Polonya/PIT-RADWAR | FM | 250 km | Geliştirme |
Vera-NG’nin Çin’e satılması, ABD’de ciddi rahatsızlık yarattı. Çin’in pasif radar teknolojisiyle F-22 ve F-35’i tespit etme potansiyeli, ABD’nin stealth yatırımını tehdit ediyor. Bu satıştan sonra Çek Cumhuriyeti’nin hassas teknoloji ihracatı tartışma konusu oldu.
Ukrayna Savaşı: Pasif Radarın Sınavı
Ukrayna savaşı, pasif radar teknolojisinin gerçek çatışma ortamında test edildiği en önemli laboratuvar. Bu savaştan çıkan birkaç ders var.
Birincisi, aktif radarların yüksek kayıp oranı. Ukrayna’nın S-300 ve Buk-M1 gibi hava savunma sistemleri, aktif radarlarını açtıklarında Rus SEAD operasyonlarının hedefi oldu. Kh-31P anti-radyasyon füzeleri, radar yayınına kilitlenerek birçok hava savunma radarını yok etti. Bu kayıplar, aktif radarın savaş ortamındaki kırılganlığını bir kez daha kanıtladı.
İkincisi, pasif gözetlemenin değeri arttı. Her iki taraf da düşmanın hava hareketlerini pasif yöntemlerle (ESM, SIGINT) izlemeye yöneldi. Radar açmadan düşman uçağının yaklaşımını tespit etmek, hayatta kalma açısından kritik hale geldi.
Üçüncüsü, İHA tehdidi pasif radarı farklı bir bağlama taşıdı. Küçük İHA’lar (Shahed gibi tek kullanımlık insansız hava araçları) aktif radarla tespiti zor hedefler. Düşük RCS, düşük irtifa, yavaş hız. Pasif radar bu tip hedefleri tespit etmede aktif radara tamamlayıcı bir çözüm sunabilir. İHA motorunun kendisi de elektromanyetik gürültü kaynağı ve bu gürültü pasif sistemlerle algılanabilir.
Türkiye’nin Pasif Radar Kapasitesi
Türkiye’nin pasif radar alanındaki çalışmaları, aktif radar programlarına göre çok daha az bilinen bir konu. Açık kaynaklarda sınırlı bilgi mevcut ama bazı ipuçları var.
ASELSAN’ın elektronik harp portföyü, pasif radarın temel teknolojisi olan sinyal istihbaratı ve ESM (Elektronik Destek Tedbirleri) konusunda ciddi birikim sağlıyor. KORAL analizimizde ele aldığımız gibi, KORAL’ın ES (Elektronik Destek) bileşeni ortamdaki radar emisyonlarını tespit ve sınıflandırıyor. Bu, pasif radarın teknik altyapısıyla büyük ölçüde örtüşen bir kapasite.
TÜBİTAK bünyesinde pasif radar araştırmaları yürütülüyor. Akademik yayınlarda Türk araştırmacıların FM tabanlı pasif radar konusunda çalışmaları görülüyor. Bu araştırmalar, sinyal işleme algoritmaları, hedef tespit performansı ve çok istasyonlu konfigürasyon optimizasyonu gibi konuları kapsıyor.
Ama Türkiye’nin operasyonel bir pasif radar sistemi konuşlandırdığına dair açık kaynaklarda somut bilgi yok. Bu, ya böyle bir sistem henüz geliştirilmedi anlamına gelir, ya da geliştirildi ama gizli tutuluyordur. İkincisi de mümkün; pasif radar doğası gereği gizlilik gerektiren bir sistem ve varlığını ilan etmek mantıksız olur.
Türkiye’nin bu alandaki potansiyeli değerlendirildiğinde, birkaç avantaj öne çıkıyor. Birincisi, Türkiye’nin FM ve DVB-T altyapısı yaygın. TRT ve özel kanalların vericileri ülke genelinde güçlü sinyal kapsama sağlıyor. Pasif radar için gerekli “aydınlatma kaynakları” zaten mevcut. İkincisi, ASELSAN’ın sinyal işleme ve ESM deneyimi, pasif radar geliştirmek için güçlü bir temel oluşturuyor. Üçüncüsü, Türkiye’nin coğrafi konumu pasif radardan en çok faydalanabilecek ülkelerden biri olmayı sağlıyor: komşu ülkelerden gelebilecek hava tehditlerini erken aşamada tespit etmek için sınır boyunca pasif radar ağı konuşlandırılabilir.
Pasif Radarın Avantajları ve Dezavantajları: Dürüst Bir Değerlendirme
Bu teknolojiyi ne abartmak ne de küçümsemek doğru. Her iki tarafı da açıkça ortaya koyalım.
Avantajlar:
Görünmezlik. Sinyal yaymadığı için ARM’lere, EH’ye ve ELINT’e karşı bağışık. Düşman pasif radarınızın varlığından haberdar olsa bile, konumunu tespit edemez.
Düşük maliyet. Verici yok, yüksek güçlü amplifikatör yok, soğutma sistemi çok daha basit. Alıcı ve sinyal işleme donanımından ibaret. Aktif AESA radarın maliyetinin onda birine pasif radar konuşlandırabilirsiniz.
Yüksek hayatta kalabilirlik. Düşman sizi hedef alamayacağı için savaş ortamında çok daha dayanıklı. Kaybedilse bile ucuz olduğu için yerine koyması kolay.
Geniş frekans çeşitliliği. Birden fazla sinyal kaynağını eşzamanlı kullanarak farklı frekanslarda tespit yapabilme. Bu, stealth tasarımının tek bir frekans bandına göre optimizasyonunu aşma potansiyeli sağlıyor.
Dezavantajlar:
Konum doğruluğu. Aktif radarla karşılaştırıldığında konum doğruluğu daha düşük. Aktif radar 10-50 metre doğruluk sağlarken, pasif radar 100-500 metre civarında kalabilir. Bu, ateş kontrol çözümü için yetersiz.
Sinyal kaynağına bağımlılık. Yayın kaynağı yoksa pasif radar da çalışmaz. Kırsal bölgelerde, dağlık arazide veya düşmanın yayıncıları yok ettiği senaryolarda kapasitesi düşer. Savaş ortamında düşman, bilerek yayıncıları hedef alabilir.
3D izleme zorluğu. İrtifa tespiti pasif radarla zorlu. Çoğu pasif radar 2D (azimut ve menzil) tespit yapar, irtifa bilgisi sınırlı veya belirsiz. Bu, hava savunma angajmanı için ciddi bir kısıtlama.
Sinyal işleme karmaşıklığı. Ortamdaki tüm yayınları, yansımaları, çoklu yol etkilerini ayrıştırmak ve içinden hedef sinyalini çıkarmak çok yoğun hesaplama gerektirir. Gerçek zamanlı çalışma ciddi işlemci kapasitesi ister.
Çok Katmanlı Hava Savunmada Pasif Radarın Yeri
Pasif radar tek başına hava savunma çözümü değil. Ama çok katmanlı hava savunma mimarisinde önemli bir katman oluşturuyor.
Düşünün: birinci katmanda pasif radar sessizce izliyor, düşmanın hava hareketlerini tespit ediyor, erken uyarı veriyor. Sinyal yaymadığı için düşman bu katmanın varlığından bile haberdar değil. İkinci katmanda, erken ihbar radarları uzun menzilli aktif gözetleme yapıyor. Üçüncü katmanda, taktik radarlar hedefi takip ediyor. Dördüncü katmanda, ateş kontrol radarları silah sistemlerini güdümlüyor.
Bu katmanlı yapıda pasif radar, “ilk alarm” görevi üstleniyor. Düşman tüm aktif radarlarınızı bastırsa bile, pasif radar hala çalışıyor. Bu yedeklilik, hava savunmanın dayanıklılığını artırıyor.
Özellikle SEAD/DEAD (düşman hava savunmasını bastırma/yok etme) operasyonlarına karşı pasif radar kritik bir avantaj sunuyor. Düşman ARM füzeleri aktif radarlarınıza kilitlenirken, pasif radarınız gizlice düşmanın SEAD uçaklarını tespit edip, başka hava savunma birimlerini yönlendirebilir. “Yem ve tuzak” taktiğinin teknolojik karşılığı.
Geleceğe Bakış: Pasif Radar Nereye Gidiyor?
Pasif radar teknolojisi hızla gelişiyor. Birkaç trend geleceği şekillendirecek.
Birincisi, yapay zeka entegrasyonu. Derin öğrenme algoritmaları, pasif radarın sinyal işleme performansını dramatik şekilde artırıyor. Geleneksel algoritmalarla zor ayrıştırılan hedef sinyalleri, yapay zeka ile çok daha etkili çıkarılabiliyor. Hedef sınıflandırma (uçak mı, İHA mı, kuş mu) konusunda yapay zeka devrim yaratıyor.
İkincisi, 5G altyapısının yaygınlaşması. 5G baz istasyonları milimetre dalga bantlarında çok geniş bant genişliği sunuyor. Bu, pasif radara yüksek çözünürlük kapasitesi kazandırabilir. Kentsel ortamlarda 5G tabanlı pasif radar, küçük İHA’ları bile tespit edebilecek potansiyele sahip.
Üçüncüsü, uydu tabanlı yayın kaynakları. Starlink gibi düşük yörünge uydu takımyıldızları, tüm dünya yüzeyini kapsayan yayın kaynağı oluşturuyor. Bu sinyallerin pasif radar için kullanılması araştırılıyor. Eğer uydu sinyalleri pasif radar kaynağı olarak kullanılabilirse, kara tabanlı yayıncılara bağımlılık ortadan kalkar.
Dördüncüsü, dağıtık pasif radar ağları. Onlarca küçük, ucuz pasif radar alıcısını geniş bir alana yaymak. Her alıcı tek başına sınırlı kapasitede ama hepsinin verisini merkezi olarak birleştirdiğinizde güçlü bir gözetleme ağı oluşuyor. Bu “sensör ağı” konsepti, pasif radarın düşük maliyetiyle çok uyumlu.
Pasif radar, savunma teknolojisinin en zarif çözümlerinden biri. Kendi sinyalini yaymadan düşmanı tespit etmek, hem mühendislik dehası hem de taktik zeka gerektiriyor. Stealth uçaklar dahil modern hava tehditlerinin tespitinde pasif radar tek başına yeterli değil ama çok katmanlı savunma mimarisinin vazgeçilmez bir parçası. Türkiye’nin ASELSAN ve TÜBİTAK aracılığıyla bu alanda kapasite geliştirmesi, hem savunma hem de elektronik harp boyutunda stratejik bir yatırım. Çünkü gelecekte “en çok gören” değil, “görülmeden gören” kazanacak.
Sık Sorulan Sorular
Pasif radar nasıl çalışır?
Pasif radar stealth uçakları tespit edebilir mi?
Pasif radarın dezavantajları nelerdir?
Analizleri kaçırmayın
Haftalık savunma sanayi bülteni.
İlgili Makaleler

SAR Radar Nedir? İHA'lar Bulutun Ardından Nasıl Görüntü Alır?
SAR radar nedir, sentetik açıklıklı radar fiziği, İHA'larda SAR kullanımı, ASELSAN SARPER ve Türkiye'nin SAR kapasitesi analizi.

Erken İhbar Radarları: Türkiye'nin 400 Km'lik Gözü
Türkiye'nin erken ihbar radar kapasitesi, ASELSAN ERALP radarı, NATO entegre hava savunma ve balistik füze tespiti analizi.

ASELSAN Radar: ÇAFRAD, MURAD ve AESA Teknolojisi
ASELSAN'ın ÇAFRAD, MURAD, ERALP radarları. GaN AESA teknolojisi, KAAN entegrasyonu ve küresel rakiplerle teknik karşılaştırma analizi.